Pazar, Kasım 23, 2008

Popülerliğin cılkını çıkaran bir ıssız (!) adam

Dün akşam Yamyam’ın provasının bitmesini beklerken birden bastıran o acımasız yağmurla iliklerime kadar ıslanma tehlikesi ile baş başa kaldım. Haftalardır bu filmden bahsetmeyen (annem ve tanıdığım diğer anneler dâhil) ve genelde beğenmeyen kimse kalmadığından ve İstiklal boyunca filmin müzikleri bangır bangır çaldığından ( anlamazsın anlamaaazsığğğğnn…) hangi filme gitmeli diye afişlere bakmama bile gerek kalmadı. Yağmur başlamıştı, apar topar girdim Cinemajestik’e. Bir bilet lütfen. Elimde bir kese kâğıdı kestane ile beraber, filmle ilgili hanyayı ve konyayı görmeye hevesli, salona doğru ilerledim.

Film başlamadan önce yanımda oturan ve yeni çıkmaya başladıkları diyaloglarından fena halde anlaşılmakta olan çiftten hanım kızımız, harıl harıl selpak aranmaya başladı, diğer yanımda oturan çift ise birbirlerine iyice sokularak romantik film moduna geçti. Evet, artık çok romantik ve sonunda kesinlikle ağlayacağımız bir Çağan Irmak filmi izlemeye hazırdık.

Film boyunca nedense beklediğim olmadı, film beni bir türlü içine çekemedi. Aşk hikâyesiyle bir türlü duygulanamadım, her şey sanki çok… Klişeydi. Haydi, romantik bir film çekelim, arada romantik komediye kaçacak küçük şakalar yapalım, mekânlar dergilerden fırlamış gibi olsun, her şey çok ‘concept’ olsun, tarz olsun, güncel olsun. Mekânı Galata yapalım, çocuğu arkada kule görünecek şekilde çerçeveleyelim. Lokanta çok ‘trendy’ olsun, çocuğun evi annesinin deyimiyle reklamlardan fırlamış gibi olsun. Kızın ve çocuğun evini ikinci el yani ruhu (!) olan eşyalarla, Dank ya da Props gibi moda (!) ikinci elcilerden döşeyelim. Kızın adı bile çok güncel - Galata’da çocuk kıyafetleri satacak kadar bohem olan bir kızımızın olabileceği kadar- bir isim olan Ada (!) olsun.

Bu Ada meselesinin yeni ve heyecan verici olduğu zamanlar Buket Uzuner’in ‘Kumral Ada Mavi Tuna’ kitabını çıkardığı zamanlara rastlar, moda olması ise sonralara, şimdilere kadar uzanan sonralara… Okan Bayülgen ev tutalı, Teoman buralara bayıldığını söyleyeli ve bütün medyadan sular seller olup akalı beri Galata ve çevresi artık moda! Bohem mi? Evet ama popüler bir bohem... Biraz da klişe bir bohem… Zira artık bence böyle bir olgu olduğu bu filmle beraber ayyuka çıkmış bulunuyor. Romantik komedilerin başkenti Paris’in, İstanbul şubesi olsa olsa Galata olur. Bu kötü bir şey midir? Hayır demek İstediğim nedense Paris’te geçen filmlerin klişelerinden hiç sıkılmamış görünen ben, kura dönüp dolaşıp Galata’ya çıkınca bunu suni buluyorum. Moda olan birden beni sıkıyor, belki de bu çok sevdiğimiz bir grup birden meşhur olduğunda huysuzlanmak, ihanete uğramış gibi hissetmek gibi hislerin bir tekerrürüdür. Belki de Paris’te oturanlar da her yeni Paris’li romantik film vizyona girdiğinde böyle bayat bir şeyler hissediyorlardır?

Filmde belki de kendini bu modaya kaptıran adamcağızın sonunda layığın nasıl bulduğunu anlatmak istemiş olabilir Çağan Irmak. Belki kızcağız tüm o bohemliğine (!) rağmen yeri geldiğinden dolma lüpletip, düğünde göbek atabilen ve bunlardan gocunmayan bir entel olduğundan ve filmde tek sarınılası karakter olan ezik anneye devamlı sarıldığından yalnız kalmamıştır da, adam o modanın, tarzın içinde kızımızın çok edebi (!) bir dille aktardığı gibi karın içinde öldüğünü anlamadan, tatlı tatlı uyumuş, uyuşmuştur. Mu? Acaba?

Yahu işte ben de üzerime vazife imiş gibi kısadan hisse çıkarıyorum filmden burada. Belki de diyaloglar bu kadar fena yazılmamış olsa idi biraz daha sıcak gönüllü bakabilirdim filme.(bkz: Ben bir masal anlattım ve sen büyüdün, telaşlı Mavi, deli Mavi!) Ya da son sahnede yine bir duygu fırtınası ile bizden o yürek kopartıcı finali esirgese idi! Ama maalesef olmadı işte… Kızın o bohemlikten sonra banka memuresine terfisinden tutun da, o çok yenilikçi (!) geri dönüşlere kadar çok suni geldi bana.

İstiklal’de çok kestaneci vardır ve bazı reklamcı olanların sattığı o sapsarı ve mis kokan kestaneler, bir bakarsınız pişmemiştir… Işıklar yandığında bendeniz kestaneleri söylenerek kesekâğıdına, yanımdaki kızcağız da mendilini gerisin geri çantasına tıkmıştı.

Resimler: Aynı gece arka sokaklarda gördüğüm duvar kadınları.


16 yorum:

Demet dedi ki...

Issiz Adam ile ilgili degisik bir yorum yakaladigima sevindim, cünkü okuduklarim beklenti seviyemi gittikce yükseltmeye baslamisti.
Ama ben asIL yagmur bastirmisken elinde bir kesekagidi kestaneyle sinemaya dalisina takildim, oh ya :)

yasemin dedi ki...

margot süper yazmışsın, filmle ilgili okuduğum en güzel yazı. mekan, kıyafet, isim seçimi, müzik, meslekler falan cool da, bunlar mı etkileyip çok iyi film edecek bir filmi. deli mavi, telaşlı mavi diye parçalamalar, o karda donma lafları: hisli duygular, nasıl buluşlar bunlar? bir de (sevdiğim halde) film boyunca baştan sona o şarkıları dinlemek; klipte miyiz filmde mi? senaryonun, oyuncunun veremediğini şarkı mı verecek? ama işe yaramış mı, belli ki yaramış!

Kek ve Kahve dedi ki...

vallahi ben de oh be diyeceğim. bu teraneleri babam ve oğlum da dinlemiş ve arkadaşımla kendimizi sinemaya atmıştık. Değil gözleri nemlenmek ne denli gaddar tipler olduğumuz hissiyatı ile ayrılmıştık sinemadan. Şimdilerde ise bu kadar şaaşalı yorumlar karşısında paramı sinemada heba mı etmeliyim, yoksa kopya dvd'ye kadar beklemek için başka türden, daha doğrusu beklediğim türden bir yorum için göz kulak mı kesilmeliyim diye düşünüp duruyordum. Sağol margot, bu krizde beni 20-2=18 ytl. kara geçirdin.

handan dedi ki...

margotto, bir çağrım var; umarım ilgilenirsin;

http://handannkaleminden-handan.blogspot.com/2008/11/ar.html

selamlar

redrabbit dedi ki...

ıssız adam konusunda sana sonuna kadar katılıyor ve bu çaktırmadan ilik üşüten günlerde -henüz gitmeden-3 maymunu tavsiye ediyorum..Astoria Alışveriş merkezinin içindeki acaip bir sinemada oynuyor ama o film için değer..

dgül dedi ki...

Ne güzel anlatmışsın yine, popüler olan her şey böyle oluyor gerçekten de, çok sevmiş bile olsak, esrarını, gizemini kaybediveriyor.
Ama bende de -senin filme gitmene neden olana- benzer bir ruh hali var, bir şeylerden çok bahsedildiğinde ille de kendim görme ya da deneme isteği. Çıkışta senle aynı hissiyata kapılacağımdan hiç şüphe yok,senin yorumlarına olan inancımdan biliyorum bunu, ama huyum kurusun...

Greensleeves dedi ki...

Issiz Adam degil de, Sig Adam olmaliymis demistim film icin cikista.. ve evet bu film bir turlu sinmemisti icime. Sanki bir ben sevmemisim gibi, gunlerdir goklere cikariyordu yorumlar.. Filmin tum alkiscilarina ragmen simsiki dikilen, okudugum ilk yazi olarak bu yazinin, sonuna dek arkasindayim sevgili Margot..

Margot dedi ki...

Sevgili Demet,
Kestanelerle sinemaya girdiğimde film başlasın da ben de yemeye başlayayım bari diye zor tuttum kendimi. Ama malesef hayal kırıklığına uğrattı beni dolandırıcı kestaneci! :)

Yaseminciğim,
İnsanların buna ihtiyacı var bunu yaparsam çok hoşlarına gidecek diye düşünüp de bir şeyler yapmak bana samimi gelmiyor dediğin gibi. Film de eğer bir tüketim malzemesi ise sorun yok. Ama benim için başka manaları da var sinemaya gitmenin...

Sevgili Kek ve Kahve,
Sana bu yağmurlu günlerde akşam güzel bir Miyazaki animesi tavsiye edeyim o zaman :) Ruhların Kaçışı mesela? Benim favorim odur. İyi seyirler diler, öperim.

Handanimu,
İlgilenirim tabi, birazdan konu ile ilgili imza kampanyasından bahsedeceğim.

Redrabbit,
Sağolasın. Ben o filmi hala göremedim biliyor musun? Bu gidişle evde dvd'den seyredeceğim. Dediğin sinema nerede bilmiyorum, bir araştırayım da yolum düşerse uğrayayım mutlaka.

Dgülcüğüm,
Sen yine git kendin gör istersen. Değişik fikir iyidir, belki sen bambaşka birşey yakalarsın kimbilir? Benim etrafımda bu filmi benim anlayamadığım şekilde çok beğenen bir sürü insan var. Ve ben bundan beğenmedim demeliydim. İçimde kalmasın diye :)

Greensleeves,
Hoşgeldin. Populerliğin ezen geçen, sindiren bir tarafı var. Çok sevilen bir şeyi beğenmedim dersen hemen herkes sana kötü kötü bakacak ve cık cık cık diyecek gibi hissettiriyor insanı. Geçenlerde bu Issız Adam Ntv'de haydi gel bizimle ol oturup yıldızlardan.... programına çıkmıştı. Ay, dinliyorum dinliyorum anlamıyorum neden bahsettiklerini. Bu bile biz seyrettik ve konuşuyoruz, sen muhabbet dışısına getiriyor seni.
Aslında ben genelde bu muhabbet dışılıktan memnun mesut yaşardım, bu sefer ne diye isyan edip ne be nee nedir yani ? diye bir hışım girdim sinemaya bilmiyorum :)


P.s: Bilgisayardaki şerefsiz solucan yüzünden yorumlarınıza geç yanıt verebildiğim için kusuruma bakmayın e mi :)

redrabbit dedi ki...

Margotto 3 maymun'un oynadığı sinema Astoria alışveriş merkezinin içindeki cinebonus..Gayrettepede Maya Center'ın hemen karşısında yeni açılan bir alışveriş merkezi burası..Metro ile gidersen Gayrettepe durağında inip,5 dakika yürüyorsun o kadar..Zincirlikuyu ile Mecidiyeköy arasında bir yer işte..Ben de bu film uğruna keşfettim bakma çok bilmiş gibi anlattığıma..Yağmurlu bir günde tavsiye ederim..Salon güzel ve boş.(ben 3 kişiyle birlikte izlerim) tam:12 buçuk lira..iyi seyirler..

yamyam dedi ki...

Madagaskar_2 süperdi canım ,aşk,iktidar savaşı,ekşın ,dostluk ... her bişey var , özelikle de penguenler çok alemler , tamamı Peter Sellers ruhu taşıyan bir grup penguen :) Issız Adam'dan beni kurtardığın içinde teşekkürler...i luv ya (ben seni sefiyorum) ''iyi de bunları neden bana sölemiyosun da buraya yazıyosun '' dersen , amacım insanları fanı şeylerden değil ani şeylerden zevk almaya davet etmek: Issız Adam ı züttür edin , Madagaskar ı izleyin....

Witch dedi ki...

Ben de Şaşkın İmparator' u izleyin derim. İmparator Cusco' nun dramı!

KIRMIZI dedi ki...

ohh valla, soyle sevdim boyle duygulandim, agladimlardan sonra cok iyi geldi yazdiklarin. tek gicik ben miyim diye dusunuyordum... ben de az biseyler yazmistim filmde beni etkilemeyen seylerle ilgili... detaylarla burda bi daha okumak iyi oldu... sevgiler...

ssbb dedi ki...

hehehe, güzel yazı olmuş, grafitiler de tam uymuş:)

PrimaRima dedi ki...

Benim anlatımım çok zayıf, sizin bu anlattıklarınızı film boyunca hissettim, ama soranlara anlatamadım.Dilinize klavyenize sağlık valla ne diyeyim:)özellikle banka memuresi kısmı süperdi :)

missy dedi ki...

nihayet, bu filmle ilgili hislerime tercüman olan bir yorum gördüm...
çağan ırmak'ı ve filmlerini severim ama bu filme ısınamadım hiç, insanlar aşık olunca böyle diyaloglar kurmaya başlamışsa gerçekten bir şeyler yanlış bu şehirde demektir...
geçen haftalarda numnum'dayken sevgili Ada'mız geldi ve yemek yiyordu, iki tane kızkardeş sanırım 9-10 max. yaşlarda, anne ve babasıyla yemekteydi, koşa koşa yanına gittiler, sevgilerini ve hayranlıklarını dile getirdiler, sanırım seyretmişler filmi, fan olmuşlar yani, nasıl mutlu oldular tanıştıkları için...ay dedim, dilerim aşkın böyle bir şey olduğunu düşünmezler, yazık olur şimdiden başlamadan biter
sevenler kusura bakmasın ltf, ama ben gercekten hic sevmedim

Cornflake Girl dedi ki...

ıssız adam filmi hakkında aklımdan geçen her yorumu yazında buldum, etrafta filmi öve öve biteremeyenler varken böyle eleştirileri okuyunca yalnız hissetmedim kendimi en sonunda :) Gerçekten dediğin gibi fazla klişe ve yapay durmuş bir çok şey. Çakma fransız filmi görünümlü, küçük iskender edebiyatı içeren replikleriyle gönüllere taht kurmaktan çok uzak bir film olmuş.