Çarşamba, Mart 07, 2007

Margot ve acımasız bale hocası Anna Hanım...

Anna ile yetinmeyip Karenina’sını da okumak zorunda olduğum zamanlardayım. Yoo yooo yooo, bu kitabı okumaktan sıkıldığım falan yok, sadece kitabı okuyacak zaman bulamıyorum. Okunacak dendiyse okunacaktır ve değerli kankam Chukie’nin dediği gibi ben günde yüz sayfa okuyamıyorsam bırakayım zaten bu işleri. ( Hangi işleri? Hevesleri de bari ukala! ) Güzel bir tuğla ebadındaki kitabı ofisten eve, evden ofise, oradan dolmuşa, dolmuştan Taksim’e, oradan eve falan sürüklüyorum. Ama en fazla birkaç sayfa okuyabiliyorum ve bir arpa boyu yol hissiyle kapıyorum her seferinde tuğlamı.

Şu anda yatağın bir ucunda, sarı battaniyeye yorgun ve bitap düşmüş bir Tibet rahibi gibi sarınmış, bağdaş kurmuş bu satırları yazıyorum. Son zamanlarda yazamayışımın nedeni saf yorgunluktu. Evet, saf, el değmemiş, yirmi dört ayar bir yorgunluk çökmüştü üzerime ve iki gündür kendiliğinden çekip gitmesini beklemekte yani bir diğer deyişle yan gelip yatmaktaydım. Bu akşam işte bir atraksiyon yapıp bağdaş kurmaya karar verdim, yoksa iki gecedir eve geliyorum, yatıyorum ve uyuyorum. Karmaşık olmayan, düzayak bir hayat tarzı bu ama gel gelelim öyle otur yazı yaz falan pek kaldırmıyor.

Neyse işte fiziksel yorgunluğumun morarttığı gözüm daha ancak açılır gibi olmuşken bunları yazıyorum daha doğrusu sayıklıyorum.

Son zamanlarda tempo tempo!!! Diye bağıran adi bir Rus bale hocasıyla çalışıyor gibiyim. Ben kan ter içinde, acemi ve sarsakça koşuştururken o disiplin abidesi ellerini şaklatıp tempo Margot, olmuyor diye tizleniyor, dikleşiyor. Ve ben en nihayetinde rapor alıp akşamları kaytarmaya, tek gözüm açık televizyona bakıp, sızmaya başlıyorum.

Son zamanlarda olan biteni sizlere şişirilmiş ev ödevi hazırlayan tembel bir öğrenci kadar geçmem gerekirse şunları söyleyebilirim:

- Yazı kursu faydalı bir şey, yeniden okula gitmek garip bir his. Ödev yapman gerekiyor ve sen o ödev için her gün yarın yaparım, bırak yarını asıl öbür gün daha süper yaparım derken buluyorsun kendini ki bu çok tanıdık ve aynı zamanda nostaljik bir his. Aman da aman hatta.
- Kursu seviyorum ama kurstan çıkmayı daha çok seviyorum. Yalnızsam Taksim’de büfeye gidiyorum, iştah şuruplarından hangisini beğensem diyorum. O büfeyi nedense yazıyla ilintili bir yer yaptım kafamda. İlk defa bir dergi toplantısından çıkıp yine oraya gitmiş, plazma ekranlarda bir şeyler seyretmiş, kaşarlı döner yemiştim. Şimdi ayağım alıştı, Anıt büfe’ye gidiyorsam yazmalı bir şeylerden dönüyor oluyorum mutlaka. Bundan daha harikulade olanı meydanın bir ucundan, Yamyam’ın parkta oturduğunu görmek ve servisin ters köşesinde zıplayarak ona el sallamak oluyor, sonra en okullu hallerimle kavuşmak da cabası!
- Beyoğlu’nun Taksim’e yakın tarafında Zencefil diye bir yer var ve ben orayı gelir geçerken hep pek sevimli buluyorum. Neyse kalkıp gidiyoruz. Yemekler şahane değil bence. Güzel. Yani tarhana çorbası ve patates püreli bir şey yiyorum işte. Gayet mütevazı yemekler, seviyoruz yerken, hatta ısınıyoruz mekâna. Ama hesap hiç de mütevazı değil, ben yine birden fazla ince belli bardakta çay içmişim ki tanesine iki milyon yazmışlar (!) Uzatmayayım ben orayı pahalı buldum, pahalı bulunca da soğudum.
- İskoçyalı Kral ( İskoçya’nın son kralı olarak de bilinir) filmine gittim, Oscar’lılar serisinden. Güzel bir film, bence doktoru oynayan çocuk da çok şahane oynamış, yani salak olduğuna cidden ve can-ı gönülden inandım seyrederken ki sanırım normal hayatta aklı başında bir çocuktur kendisi.

Bunun dışında dediğim gibi çok yoruluyorum. Evde limon kalmayınca salatalara greyfurt sıkıyorum, işe giderken beyaz ve pembe açmış bahar dallarına bakayım derken her seferinde ayrı bir tozlu arabanın kaputuna yapışıyorum, akşam beşe doğru genelde çok yorulduğum için yana doğru duruma göre kırk beş derece açıyla duruyorum ancak çok vahim durumlarda yirmi beş dereceye kadar indiğim de oluyor.
Hem zaten vakit dediğin nedir ki? İşte böyle bölük pörçük zamanlar… Ama Anna öyle mi ya? Aynı tuğla romanda, aynı kişilerle konuşup, hep aynı sayfada trenden iniveriyor…

9 yorum:

B5 dedi ki...

Yazini sevdim, kurstan cikmayi daha cok sevmen de cok hosuma gitti :).. Tekrar okula gitmek gibi gercekten bazen..
Benim Anna yillardir raftan bana bakmakta okunmayi bekliyor.. Ögrenciyken ucuz diye almisim Ingilizce bir kopya :(... Kim okuyacak, ne zaman okuyacak... Iskocya´nin Son Krali da evimde var. Hala izleyemedim..
Istiklal caddesinde sohbet tadinda yazin icin tesekkurler,
Türkiye´ye gelmisim gibi.. :)

postfiyaka dedi ki...

Bence kursunla ilgili sorulardan sıkıldığını da eklemelisin Margotum.
Çünkü son zamanlarda karşılaştığım yegane tepkin bu:)

Yazın yine çok güzel ne diyim ki!
Ama kurgunu beğendiğimi eklemeden de edemeyecegim:)Beni mazur gör:)

Margot dedi ki...

Sevgili B5,
Hoşgeldin, şu anda 45 açıyla sesleniyorum sana. Anna'yı Konya'yı görmüş durumdayım :)
-Anna güzel vakit bulursan oku, gayet sürükleyici.
-İskoçya'nın son kralında da batılı çocukceğizin salaklığı ile eğleniyoruz ikincisi perdede yine Konya ile tanışıyoruz. Bilgilendirici bir Oscarlı şaheser...
-Ne demek, yine bekleriz :)

Adsız dedi ki...

off meraktan catliycam yazı kursunun adresini ve telefonunu verebilir misin ltf.
blogun cok guzel bu arada
yeni kesfettim...
reyhanozturk@yahoo.com
tskler

Margot dedi ki...

Reyhan Selam,
Mail attım sana, çatlama sakın :)
Sevgiler,

cadı dedi ki...

margcım,

selamlar, sevgiler, the sky is high don't ask me why'lar ve bilimum mutluluklar.

bir de, bir de kocaman mucklar...

cemali dedi ki...

Kız kardeşimin elinde gördüğüm ve ön yargılı yaklaştığım Anna'yla bir tanışayın bir bakalım..

...

Bir de şimdi İstanbul'da olmak vardı da anasını satayım...

Bal Sultan dedi ki...

Yazı kursuyla ilgili yazdığın herşey bende inanılmaz bir heves uyandırıyor. Zaten yazıların da şeker gibi eriyor gözlerden beyne giderken, okumaya doyamıyorum, rica etsem, gittiğin kursla ilgili bilgi verir misin ? Bana da bu konuyla ilgili kendimi geliştirme isteği geldi, artık ne kadar olursa...
Teşekkürler
Banu

Margot dedi ki...

Sevgili Bal Sultan,
Ben Bilgi Üniv. açtığı kurslara katıldım, sen de istersen Bilgi Eğitim'in internet sitesinden bilgi edinebilirsin. Buraları sevmene sevindim, yine gel e mi?
Öpücükler!