Salı, Eylül 12, 2006

Sonbahar'ın Fikri

Sonbahar ne zaman yaklaşmayı kafaya koysa, önceden fikrini gönderir. İnsanların sonbahardan önce fikrine alışmaları gerekir zira. Birden bir sabah yağmurlu ve puslu bir havaya uyanırsınız. O zaman sanırsınız ki sonbahar gelmiştir. Hâlbuki yanılırsınız. Sonbahar fikrini göndermiştir. Kendi gelmeden hep öyle yapar. Biz ondan bu yazıda kısaca ‘Fikri’ diye bahsedelim.

Fikri ufak tefek, kısa boylu bir adamdır. Hükmü fazla sürmediğinden çekingen, ürkek tavırları vardır. Kendine güveni yoktur zira kimse ona inanmaz. O ne de olsa sadece bir hatırlatmadır. Gelip geçicidir, bir görünüp bir kaybolandır. Sonbaharın daha gelmediğini bilenler, Fikri’yi hafife alır. Ondan bazen sonbahar’ın Fikri olur size acımasız Fikri. Seller, fırtınalar, buz gibi sabahlar yapar, hırsından zıp zıp zıplar. Aslında iyi adamdır Fikri. Kötü bir niyeti yoktur. Siz pat diye sonbaharla burun buruna gelmeyin diye uğraşır. Bir koridor buldu mu eser, aralık yerlerden buz gibi rüzgârlar üfler, sırf hatırlayın diye didinir. Çoraplarını giydirir. Giymezsen ayakların buz keser o gün. İstersen yarın yine çıkar. Ama maksat o gün çorap fikrine alışmaktır. Ve Fikri bunu iyi becerir.

Sonra aklına çorba fikrini getirir çaktırmadan. Kapalı bir havada (tesadüf bu ya) ıslak caddeyi seyre daldığın o ofiste bir çorba fikri düşer aklına. Tarhananın kokusunu hatırlarsın. Balık çorbası çeker canın. Ansızın. O akşam Yeşilköy’ün siyah ıslakparlak sokaklarında kâğıt masa örtüleri olan o balıkçıya koşar adım yollanırsın. Ağzından sular akarak bir çorba ısmarlarsın. Fikri bu işi gücü budur. Canının çorba isteyeceğini hatırlatır sana. Yakında.

Ağaçların koyu yeşili hafif açık yeşile çalmaya başlar. Fikri bir gece paytak adımlarla sokaklarda gezinir ve bütün hepsini suya bastırır. Gecenin birine seller alır sizin oraları. Sabah bir bakarsınız yapraklar bir ton atmıştır. Yakında kırmızı olacaklar diye düşürür aklınıza fikrini. Sonbaharın kızıllığı o sabah, o pencereden bakarken aklınıza gelir.

Akşam bir yemekte şal ister canın artık. Bir şeylere sarınmayı, sarmalanmayı hatırlarsın. Hırkalar lazım gelir akşamlarda, sabah uyanınca açık pencereden yüzüne esen daha serin bir havayla uyanırsın. Serindir ama üşütmez. Isıtmaz. Arada kalacağın günlerin alıştırmasını üfler sadece.

Sen sonbahara adım atacakken Fikri mahcup bir tavırla gelir, tekneye binmene yardımcı olan ufak tefek, efendi bir adam gibi elini uzatır sana. Sonbahar’ın Fikri’sidir o. Elinden tutmadan olmaz. Her geçişte, her atlamada, iki arada bir derede, bir el lazım insana. Mevsim geçişlerinin elidir Fikri. Sen onu seversen o da seni sever. Alçakgönüllü, mahçup bir adamdır huyuna gidersen Fikri.

İşte dakik Fikri böyle ansızın çıkagelir her sene bu zamanlar. Bir belirir bir kaybolur. Ama bir kere belirdi mi geri dönüşü yoktur. Yeterince dikkatli bakın. Gözlerinizi kapatıp bakın! Herkes artık bilir ki Sonbahar’ın Fikri artık buradadır.

13 yorum:

Yamyam dedi ki...

Nefis anlatmışsın Fikri'yi , ama şunu da eklemeliyim ki sonbahar melankoliklerin dibe vurduğu mevsimdir ve en dumur meyvelerini bu mevsimde verirler odun-ağaçların tersine...seninkileri okumak için sabırsızlanıyorum:)

Burcuk dedi ki...

Fikri Bey buralardan gitmek bilmiyor Margotto hanim, yaz ortasinda bile sakir sakir yagmurla ben hala buralardayim demekteydi kendisi...Ay Eylul'e donunce azicik rahatladi sanirsam:)

Nasil guzel yazi olmus yaa:) Cok sevdim:)

return2 dedi ki...

Bir de isigi oyle guzel eger ki oyle guzel giydirir ki dogayi yeni kiyafetiyle bu Fikri, eline fotograf makineni almadan ciktigin her gun kahredersin kendine...

linden dedi ki...

yazın o buyurgan neşesinden bizi sıyıran el gibidir sonbahar. güneşten gizlediğimiz kırgın hallerimize yol verir, nefes aldırır. sabah tam sekize kendine özgü bir koku bırakır, o rayiha taze çıkan ekmek gibi bir anda tükenen kısacık bir andır. Erkenden okul yoluna düşen çoçuklar; ofislere giren büyümüş gibi duranlar tüm günün öyle koktuğunu sanır.O geçiciliğin ayırdına sokakta kalanlar, aylaklar varır. onlar zaten sonbaharın şanslılarıdır. bu yüzden her sabah bizim sokaktan geçen kızın bakışları balkonunda oturan teyzeye takılır...

Margot dedi ki...

Yamyam'cığımmm :)
Ben daha yolda ne var bilmiyorum, yazana kadar. Hep öyle oluyor zaten bende...
Burcuk,
Benim Fikri'yle aram iyi, ama o dediğinin Fikri olduğuna emin misin? Sonbahar olmasın zira İngiltere'de fikri gelmeden kendisi gelir gitmez diyolar :)
Sevdiğine sevindim, öpücüklerimi yollarım.
Return2,
Haklısın, fotoğraf makinesine,resme yakışan zamanlar. Keşke suluboya için vaktim olsa.
Linden,
Merhaba ve Hoşgeldin,
Yazdığın paragraf ne güzel, sonbaharı sevenler derneğindeniz anlaşılan. Ben en çok onu yakıştırırım bu şehre, bilmem neden, belki de hüznünden.

Adsız dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Margot dedi ki...

Bu sabah malesef ben ve bazılarınız sevimsiz, rahatsız edici bir yorumla karşılaştık. Bir seneyi aşkın bir süredir yorumlarla ilgili hiç bir sorun yaşamamıştım. Yorumlar beni hep mutlu etti. Ama bu sabah ilk defa üzüldüm ve sinirlendim.
Etrafta insanları rahatsız etmekten başka işi olmayan tipler geziniyor, bu nedenle Margotto'da bundan sonra yorumlarınızı onaylandıktan sonra yayımlamaya mecburum. Anlayışla karşılayacağınızı biliyorum, mail atan ve haber veren bütün komşularıma da çok teşekkür ederim.
Margot

turuncu dedi ki...

temiz blog için maalesef onay sistemi mecburi. gecmis olsun.

varol döken dedi ki...

nasıl bir yorummuş, merak ettim ben... ben de silinen yorumlardan bir blog kuracağım:) kötü söz sahibine aittir gibi en sevdiğim çocuk savunmasıyla yorumu bağlayalım...

ben sonbahar seviyorum ama doğalgazım bağlanmadı çok üşüyorummm...

alttire dedi ki...

her mevsim başka başka duyguları
tutup oturtuyor karşımıza.
Tombul yanaklarıyla gömleği
en üst düğmesine kadar iliklenmiş, üzerine
de açık yeşil bir ceket giydirilmiş
yüzü kanlı canlı mahçup, şaşkın, utangaç, 5-6 yaşında
ak yüzlü bir çocuk,
yüzü güneylilere has güneş yanığıyla
aklımda kalan bir babanın eline yapışmış
kimbilir kimi ziyaret etmek için ellerinde
küçük yumurta sepetiyle köylerinden geldikleri sabah
otogardan Kızılay'a giden metro treninde karşıma oturup
birkaç saniyeliğine gözlerini gözlerimde tuttuğunda
benim gözüm çocuğun yılın ilk yağmuruyla ıslanan ayakkabılarındaydı.
İsmi Fikri olabilirmiş bak çocuğun.
hiç aklıma gelmemişti.

The Dreamer dedi ki...

bende cok uzuldum o mesaja, bu gereksiz insanlari siddetle kıinadim hatta sitemde..

zilsizzarife'nin yeri dedi ki...

Bi fikri bu kadar mı güzel anlatılır.Müthişsin.

Margot dedi ki...

Turuncu Komşum,
Sağolasın.
Varol,
İstanbul'un cilveleri bunlar, senin evini sel basmıyor en azından! ( öyle bir tehlikeyle yaşıyoruz biz giriş katı sakinleri)
Alttire,
Olabilirmiş haklısın. Bu aralar yumurta sepetini takıp kümeslere dalasım var, bütün sene tatilsizlik ve şehir yordu sanırım beni.
The Dreamer,
Üzülmeyesin, çok sağol desteğin için.
Zillizarife,
Çok teşekkür ederim güzel sözlerin için.