Pazartesi, Haziran 13, 2005

Bu gece gel ,yarın istersen yine git ..

Haziranın bazı şer odaklarınca uğursuz sayılabilecek olan 13. günündeyiz. Yalnızlık duygum kabarıyor , kabardıkça beni kendi içime hapsediyor. Kimseyle telefon konuşması yapacak halim yok. Uykuluyum ve asabiyim.
Hep içimden geçenler ; daha çok avare gezmek,kendi kendime sokaklarda kaybolmak, tek başıma bir masada oturup yarım bıraktığım yazılarla uğraşmak, küçük odamı tekrar düzenlemek, bir sürü kurşun kalem almak ve uçlarını sipsivri açıp kalemliğe uçları havaya gelicek şekilde koymak, duvarlara çocukluk resimlerimi asmak, bir kediyi kucağıma almak, çıplak ayak çimenlerin içinde oturmak, denize bakmak, çay içmek, sayısız çay içmek,uyumak ,öğlenlere kadar uyumak, hep kendi başına kalmak,durup dururken ağlamak ..
Sıklıkla içimden geçenler; Bambaşka biri olmak, kapıyı çarpıp çıkmak, ardıma hiç bakmamak,birden bire yok olmak, sırra kadem basmak, ilk trene atlayıp Saraybosna'ya gitmek, Mostar köprüsünde oturmak,şehri gezmek,bir yabancıya saati sormak.
Arasıra aklımdan geçenler: Ben ne yapıyorum ? Hatıralar, çok uzun zaman önce dediğim bir söz, birinin bana sarıldığı an , naftalin kokusu, umursamazlıklar boyunca insanlık tarihi, duyguların katliamı , şerefsizler ve ikiyüzlüler, korkular..

Saklandığım yer yok . Ne zaman aklımdan ne geçse yüzümden de o geçiyor. Sesimden o geçiyor, satırdan o geçiyor. Dur demene hacet yok başına o geliyor.Aklına o geliyor, teslimiyet.

Pazartesileri daha yorgunum karşı gelemiyorum, içimde bir yerlerde uykuya dalıyoruz ağlayarak .

3 yorum:

Petekcan dedi ki...

İşte arkadaşım yalnızlığın resmini böyle çizmiş...
Okuyunca içimden bir ses "evet evet" dedi...

Margot dedi ki...

Yalnızlığa en çok takıntılı zamanlarımda ihtiyaç duyuyorum.

Küçük Kurbağa geri döndü.. dedi ki...

Yalnız kaldınız sanırsınız,
Biliyorum.
Yalnız bırakılmışsınız,
Biliyorum.
Ötesi yok.

Ötesi var:
Yalnızlık
Müziğin bile seni dinlemesidir.
Yalnızlık
İnsanin kendine mektup yazması
Ve donup-donup onu okuması
Yalnızlığın da ötesidir.