Perşembe, Nisan 05, 2007

Sevgili Günlük,

Yağmurlu bir gün… İnce, mavi hırkamın kollarını kıvırıp, saçlarımı tepede koca bir topuz yapıyorum. Günlerden Perşembe…

Çok güzel minik çiçeklerle bezeli bir yatak örtüsü aldım dün kendime. Dün bu örtüyü almak için en uygun gündü zaten. Ah bilseniz ne sıcaktı buralar, güneş tam tepedeydi ve sıcacıktı sokaklar, kaldırımlar. Üzerinde pembe mineler olan bu yatak örtüsünü ve kurdeleli yastıklarını görünce kapıverdim, hem ucuzcaydı. Sonra o kocaman paketi, o sıcakta sürükleyerek eve kadar taşıdım kan ter içinde. Ama olsundu, hava sıcaktı ve örtünün yatıştıran kır çiçekleri vardı. Kahkaha attım her bir yana, saçtım kahkahaları, ortalığı kahkahaya buladım. Sinsice de yapmadım bunu açıktan açığa neşelenilsin, neşede cömert olunsun bir gülen bir daha gülsün, bol kepçeden har vurup harman savuralım güneşe karşı kahkahaları dedim. Pek de iyi oldu, elde vardı kullandım. Yine olsa yine yaparım.

Sonra işler ters gitti. İşler hep düz gitmiyor, rotası düz giderken birden sapmaya, ya da nedensizce aksi yöne kıvrılmaya meyilli. Bunu bilen ve idrak edenler için işlerin bu tabiatı daha tahammül edilebilir, dirayeti bir eldiven gibi giyenler için bu gibi durumlar daha bir az canavar. Zira onlar buz mavi gözleriyle ters giden işlere bakarlar ve kirpik kıpırdatmadan hepsinin efendi gibi yoluna girmesini beklerler, baktılar girmiyor net ve kararlı bir sesle ‘yola girin bre gafiller’ şeklinde direktif verirler. Kaypak işler böylelerine çattı mı, çıta bacaklı, sümüklü veletler gibi hizaya girerler. Bu gibi insanlar da halk arasında karizmatik bulunur. Zira biz duygusal bir milletiz. Ben mesela durup dururken asabileşme gibi bir kabiliyetle donanımlıyım ki kendisini seneler için törpüleyip, zımparalayıp, katlayıp, bir çekmeceye sıkıştırmışım. Ama bu hunhar şey çekmecede durduğu gibi durmaz, cüce bir asidir o. Boyuna bakmadan tepinebilir ve o çekmece tepindikçe ben dişlerimi sıkar dururum. Ya da mesela kuşyemi kadar zam aldığımı duyduğum zaman pencereden bakıp ‘bu durum bana ne öğretmeye çalışıyor acaba’ diye düşünmek yerine yüksek sesle söylenmeyi daha yürek ferahlatıcı bulabilirim. Olur bunlar ve olduğu ve olabilirliği zaten işlerin rotası tezinde detaylı bir şekilde açıklanmıştır.

Çarşamba güneşliydi, Perşembe fena yağıyor yağmur. Patır patır camlara vuruyor, sanki kafa tutuyor, ayartmaya çalışıyor. Uymuyorum. Omuz silkip, beyaz sayfalara bakıyorum. Öyle, böyle ve de diğer şekilde kızıp, küsüp, sevinip, sırıtıp, dönüp, dolaşıp beyaz sayfalara bakıyorum. Onların beyazı benim içimdeki karayı alıyor, içimdeki kara onların beyazında eğrilip bükülüp bir kelime, üç kelime, bir sayfa, bir yazı oluyor. Aman diyorum, aman yağmur da yağsın, güneş de olsun, sokaklar bir ıslansın bir kurusun. Beyaz sayfa açıldıkça, yazmak farz olur nasılsa…

6 yorum:

Hande dedi ki...

Sevgili Margotto...Demek baharı yatak örtülerine de getirdin.Yatak örtünü güle güle kullan. İyi ki gülmen gereken zamanda bolca gülmüşsün. Sana zor zamanlar için moral biriktirmiştir. Gülmek konusunda cimri olan insanları anlamamışımdır hiçbir zaman.SÜrekli asık bir suratla nasıl dolaşılır (hele baharda) hiç anlamam. SÜrekli gülenlere de bir o kadar tuhaf bakarım. Yok yok insanlar bunun bir orta yolunu keşfetmeli. Hep gülmek de hep ağlamak kadar itici bence. En iyisi gülmen gereken zamanın hakkını vermen...Gülünecek anlar o kadar az ve değerli ki...Öpüyorum seni... Bana da beklerim.:))

gözde dedi ki...

merhaba,
Mani-depresif mizaç diyoruz biz senin durumuna aile içinde-ki hepimiz öyleyiz yani böyleyiz-Bazen bir neş'e basar anlamsız,bazen de bir hüzün ki sorma..Tabii o da anlamsız demek isterdim ama nedense hüzün anlamsız olmuyor ama neşe anlamsız olunca makbul..Bence gir o yatak örtüsünün altına,perdeyi ört,uyu biraz..10 dakka bile uyusan iyi gelecek (ben bööle yapıyorum)sonra kalk ve yeniden başla..Herşeyin aynı kaldığını göreceksin..Garip bir zevk alıyorum ben bundan..Bilmem ki herkese iyi gelir mi?

Cemali dedi ki...

Umarım -bana göre çokca- acımasız olan hayata, tebessüm eylemlerin sürer...
Sevgiyle kal...
Ve Margot "unutma baharda çiçek olan meyvedir yaza..."

Hande dedi ki...

Margotto seni Tuba' nın oyunu için sobeliyorum. Haberin olsun :))

Hande dedi ki...

Sevgili Margotto bloglar arası 3x3 oyunu için seni sobeliyorum.

Margot dedi ki...

Sevgili Hande,
Yorumlarına cevap vermekte geciktim biliyorum. Ama içimden geldikçe yazıyorum, samimi olmaya çalışıyorum ve işin doğrusu son zamanlarda içimden hiç yazmak gelmediğinden sayfayı bile pek nadir açtım.
Haklısın, ben de gülünecek fırsatları kaçırmamaya çalışıyorum, fırsat olmazsa bahane buluyorum! Oyunlar konusunda bir söz veremiyorum, mızıkçılık da yapmak istemiyorum ama. İlk fırsatta bakmaya çalışacağım yine de. Mantılar için de çok teşekkürler, resmi gördüğümden ber canım mantı çekiyor :))

Sevgili Gözde,

Benim ruh halim de zaman zaman pek tekinsiz olabiliyor. Manasızca mutlu olabiliyorum ve çok enteresan bir şekilde ortada hiç bir neden yokken de sıkılabiliyorum. Aslında bir neden her zaman var değil mi? Yani mantıklı ve akla yatkın bir neden olmayınca biz nedensiz diyoruz hemen. Bütün sebepler akla yatkın olacak gibi bir kural varmış gibi sanki. Halbuki hiç de değil. Değil mi? :)

Sevgili Cemali,
Çok teşekkür ederim güzel dileklerin için. Sana da bol bol bahane dilerim gülünecek :)