Pazartesi, Mayıs 08, 2006

İnandığın Masallar / PİNHANİ

Uzun zaman önceydi.

Taksim’deki durakta otobüs bekliyorduk. Anneannemin pirinç ördüğü gri atkı vardı boynumda ve hava atkımın rengine dönüyordu yavaştan. Birden soğuk çıkınca, atkıma sahip çıkamadım. Sonra sen atkımı düzeltip, parmaklarının ucuyla burnumun üzerine çektin gülümseyerek. O zamanlar Ezgi’nin Günlüğü vardı dilimizde ve ben hemen başladım martılı şarkılarını bağırarak söylemeye. ‘ Uç beni, uç beni, uuuç, yavru kuş oool uç beni, Geç beni, geç beni, geeeç, kanadım oll..! Sar beni sar beni saaar, gökyüzüm oll’ Sonra durup sana döndüm. Benim sesim çok da fena değil di mi diye sordum, atkımın altından çapkınca gülümseyerek. Sen de ‘Çok bağırmazsan değil’ dedin. Ah işte o akşam elimi tutsan, şimdi kim bilir nerelere gitmiştik.

Uzun zaman oldu.

Lisedeyken Grup Gündoğarken’in ‘Sen Benim Şarkılarımsın’ isimli şahane şarkısıyla aşık olmuştum. İlk defa. O hissin aşk olduğunu sanıyordum. O his neydi bilmiyorum ama aşk ya da değil bana bıraktığı en güzel şeylerden biri de Grup Gündoğarken şarkılarıydı. O şarkılar içimde pıtrak pıtrak çiçekler açtırıyor, potinlerime tempo tutturuyor, beni sahil kenarlarına fırlatıp, bir kenarda sallana sallana şarkı mırıldanmama sebep oluyordu. (Antiparantez İlhan Amca, sen ondan sonra yeğenleri bırakınca sanki beni de bıraktın. Ben o derbeder, kapılarda sırılsıklam hallerini sevemedim, eski şarkılarınızı özledim hep)

Artık lisede değilim. Florya Taksim otobüslerini de kaldırdılar. Ben araba kullanan, işinde gücünde biri oldum. Sonra bir gün arabada Ayça Şen dinlerken Pinhani çalındı kulağıma. ‘Ama ben nası büyük adam olucam’ isimli bu şarkıyı dinlerken, biri beni aldı Taksim’deki otobüs durağına, oradan da Yeşilköy sahilinde oturduğum kumlara ışınladı.

Son iki haftadır onları dinliyorum, hiç sıkılmadan. Başa sarıyorum, tekrar dinliyorum. Müptelası oldum, bayılıyorum. Asla vazgeçme dedikçe onlar, inanıyorum. O aşk haliyle yazıldığını belli eden şarkıların samimiyetine ölüyorum. Allı pullu değil, pırıl pırıl olmalarını çok ama çok seviyorum. İstanbul’da yaşayan, İstanbul gibi yaşayan herkesin, her karmaşık ruhun bazen oturup çok güzel bir şarkı dinleyesi gelir. Bir şarkıya değil her şarkıya bayılası gelir. İşte bana da öyle oldu. Hani o senin de ağzından her an çıkabilecek kadar yakınına gelen, o tanıdıklık hissine kapılma hali vardır ya. İşte ben ona kapıldım. O yakalanma hissini sevip bir daha bırakamayanlardan oldum.

Büyük ihtimal Ayça ve birkaç yazarın bahsetmesi dışında, klipleri dönen, hayranlarının bağırarak peşinden koştuğu bir grup olmayacak Pinhani. Ayça bahsetmese muhtemelen ben de duymazdım belki. Gidip Ayça’ya CD vermeseler ben de bilmezdim. Ama iyi ki duymuşum. İsimleri gibi gizli kalmış, güzel, iyi ve dürüst çocuk hislerinden geçti bana da. Uzun zaman önce bir yerlerde kalmış o hislerden.

Her gün bir sürü şarkıcının, grubun girip çıktığı bir meydansa bu meydan, ben seviverdim bu çocukları ve uzun zaman kalsınlar isterim. Siz de üç şarkılarını bu siteden dinleyebilirsiniz. Sonra gidip bir Pinhani albümü ( sevmiyorum bu lafı ama ne denir) alırsınız belki… Bence alın. Sonra ıslık çalın, potinlerle tempo tutun, kalkıp bir pencereden bakın, bir külah sakızlı dondurma alın. İyi gelsin bu şarkılar size. İlaç gibi gelsin. O her lafa gülen halinizle âşık olduğunuz zamanlardaki gibi sevin bu şarkıları. Gizlisi saklısı da kalmasın bu çocukların, herkes duysun, herkes söylesin…!

İçinden geleni söyle, kalırsa yazık olur
Hayata küsüverirsin, hüzünler seni bulur
Bir şeyler yapabilirsem, güzel gözlerin için
Başından geçeni anlat, masaldır benim için.

O koca gözlü, güzel çocuk halleri geçsin inşallah, kulağını açıp dinleyen herkese.

8 yorum:

zeynep dedi ki...

ne tuhaf ... ne tuhaf...kac gundur dilimdeydi bu eski sarki, sar beni sar beni sar..gokyuzum ol sar beni, sev beni sev beni sev...
simdi okuyunca bu guzel yazini, dedim ki hersey tesaduflerle bezeli, sonra yine calindi kulagima Ezginin Gunlugu'nun o sarkisi...
...
o yurt odasinda, ranzalarimiza uzanmis, tastan yerlere basmayalim diye giydigimiz naylon terlikler geldi aklima...
... o " tepe " geldi, o " sarki " geldi gozumun onune.

Margot dedi ki...

Zeynep,
Güzel tesadüflere bayılırım! Yazareken ben de acaba hala birilerinin içinde çalıyor mudur bu şarkı diye düşünmüştüm. Çalıyormuş meğer :) Sen de benim gibi arasıra ışınlanıyorsun anlaşılan ;) Sitendeki fotoğrafları ayıla bayıla takip ediyorum bu arada, ellerine sağlık !

börkenek dedi ki...

bahsedilen şarkılar güzelmiş, öyle lay lay lom olmaması ve bir şeyler söylemesi daha da güzelmiş.. iyi olmuş.

hera dedi ki...

pinhani'yi dinledim. evet naif duygular bırakıyor. bulent ortacgil etkisini reddedemeyiz herhalde, ki ortacgilin yorumunun tutkunuyken ben, aynı mecradan yeni sesler duymak guzel gercekten.

Margot dedi ki...

Beğendiğinize sevindim :)

vintage biscuit dedi ki...

çok güzel yazmışsınnn yaaaa:)) bide gündoğarkan dönemi vardı dimi . oy oyyy ne güzledi . sen benim şarkılarımsınnnn.

uykusuzadam dedi ki...

büyük adam olmayıverelim..
ama ben nasıl büyük adam olucam soruları daraltmasın yüreğimizi :)
küçük küçük şirinler köyü gibi yaşayalım..
bilgiç şirin'i dövmesinler, şirine birileriyle çıksın, evlensin :)

büyük adam olmak isteyen gargamel olur çünkü sonra..

Margot dedi ki...

Saolasın Vintage Kardeş :)
Gündoğarken çok güzeldi, ben hala eski şarkılarını çevirip çevirip dinliyorum.
Uykusuzcum,
Bizden büyük adam (!) olmaz zaten. Ben nası büyük adam olucam, olamam ki diyor çocukçeğizler zaten :)
Ben Şirine için iki şirinin kavga ettiğini hatırlıyorum hayal meyal ama sonra anlıyorduk ki Gargamel onları büyülemiş !! Yani normalde olucak şey diildi zaten :) Yazık kız da o kadar şirinin içinde.. :))