Perşembe, Şubat 09, 2006

Beş yıl önce on yıl sonra- İyileşme ve televizyon trendleri üzerine...

Bir kediciğin bir yün yumağıyla oynayışı gibi oynuyor bizimle kar. Biz tam başka yere bakarken pat! Üzerimize atlamalar, biz tam gitti derken gizlide pusuya yatıp, pat! Bir kere daha üzerimize atlamalar… Bir hevesini alamamalar, bir şımarıklıklar! Kiminle konuşsam, pazar günü yeni bir dalga geliyormuş diyor. Her gelen ayrı dalga, ayrı bir kar çeşidi getiriyor zira. Bundan önceki yoğun ama sakindi. Bugün yağmayı kesen ise daha seyrek ama düpedüz terbiyesiz, insanın yüzüne yüzüne çarpan, gözünü kör edecek cinstendi. Pazar günü gelecek olan yeni dalganın karakter analizini ise bilahare yapacağım.

Kar yağışı ile paralel olarak bende de bir ruh üşümesi peydah oldu geçen haftalarda. Aldım depresyon battaniyesini sarındım, bir süre öyle oturduk içerde. Şu an yeni yeni cümle kurmaya başlıyorum. Peltekleşmiş dilim inşallah yakında bülbül gibi açılacak, aman yine başladı bu çalçene diyeceksiniz. O zamana kadar eve kapanmış bir insancık ki biz buna mahsur insanı diyelim neler yaparsa işte ben de onları yaptım. Bu işler sadece ruh oyalar, siz de bilirsiniz. Yemek yaparsınız, kar kürersiniz, televizyona bakarsınız, bir sürü yarım kalmış kitabı üst üste dizersiniz, çay demlersiniz, akşam olur, uyursunuz. Sonra neler yaptın deseler, ne diyeceksiniz? Tutuldum kaldım denmez. Ruhum tutuldu denir (mi)?

Bu işler -artık ne derseniz deyin- insana iyi geliyor. Bir mercimek köftesi yapmak, bir annenle oturup dolma sarmak, bir gazetenin eklerini okumak, çapraz bulmaca çözmek, dizi seyretmek, anneanneyle telefonda konuşmak, ondan yeni çıkan mini Eti Brownie’lerden istemek, onun da hemen alırım ben sana demesi, komşudan aşure almak, geri yollarken tabağa koymak için kurabiye pişirmek, kahve içmek, içine bir iki damla İrlanda yöresinden krema damlatmak. Güzel şeyler bunlar… Bir süre sonra artık ruhunun yavaştan sakinlediğini, daha az iç çektiğini fark etmek güzel şey. E nerde kalmıştık bakalım diyip cengâverce tuş tıkırdatmak da hiç fena değil, hatta en güzeli…

Bu arada Güner Ümit’i gördüm sanki televizyonda, bir zaman tünelinden geçmiş gibi oldum. Başım döndü. Sonra Uğur Dündar’ı görür gibi oldum bir ara tavukların arasında bir şeyler anlatırken, sonra Kurtlar Vadisi fragmanları çıktı bir ara, sonra bize altı maç ceza vermişler onu duydum. Hemen sürekli dizi yayınlayan bir kanalı açtım. Manasız bir şeyler duymaya ve hiçbir şey düşünmemeye ihtiyacım var.

Pencereden baktım. Nerdeyse hiç kar kalmamış, bu dalga çoktan eski olmuş. Yenisi pazara gelecek zaten. Balkanlardan. Televizyon ve meteorolojinin seyri açısından aralarında bolca benzerlik gözlemliyorum bu aralar diye düşündüm çayı demlerken.

9 yorum:

ne yazdı ne yazamadı dedi ki...

margotcuk ben de senin sımsıcacık yazılarına sarındığımda-evde-mahsur-kalmışım-şımarıcak-az-bir-zaman-var-ucundan-değerlendireyim- havasına giriyorum.

celerone dedi ki...

Hoşgelmişsin Margotcum,

İyi gelir o aralar bilirim. Daha yeni çıktım bir tanesinden. Keşke daha çok kaçabilsek sakinleşmeye, daha mutlu olurduk sanki.

Celerone

dilayra dedi ki...

Arada ben de mahsur kalmak isteğiyle yanıp tutuşuyorum. Hele bu aralar o kadar şiştim ki, bomba gibi patlayacağım neredeyse. (Çakışan ve bitmeyen, bitmemesinin verdiği gerilimle iyice beni deli eden ödevler ve iş..)Sanırım Cumartesi günü TV, çay, bitmemiş kitaplar üçlemine gireceğim..

jelatin dedi ki...

Örgü örmek de iyi gelir derler... O da gelecek sefere artık :)

bonafide dedi ki...

sen bi de kestane yap benim hatrıma, battaniye illaki vardır zaten sormaya bile gerek yok...

Margot dedi ki...

Sevgili Ne Yazdı Ne Yazamadı,
Güzel yorumların için teşekkürler, seni iyi hissettiren bir şeyler karalayabildiğim için mutlu oldum :)
Hoşbulduk Celeroncuğum,
Mevsim müsait, bünye de hiç bir fırsatı kaçırmıyor, ne yaparsın?
Dilayra,
Patlama, sakin ol. Bu mevsim daha gidecek gibi değil. Ben yakında yarım kalan kitapları yazacağım, beraber derin nefes alıp okuyalım tamam mı ? :)
Jelatincim,
Ben sadece atkı örebiliyorum. Bir sürü ördüm ama zamanında. Rengarenk :) Artık ilmek atmak yerine daha çok klavye tırmalıyorum. Hiç bir şeye değişilmez onun sevgisi bu dünyada :)
Bona,
Hemmen bu akşam yapıyorum kestane kebapları. Kulakların çınlarsa, bil ki o benim! Kırmızı çoraplarım ve kırmızı battaniyem banko zaten, orda çok haklısın!

Not: Bundan önce yazılan yorumlarınıza cevap veremediğim için kusuruma bakmayın ne olur. Hepsini okuduğumu ama konuşamayıp sustuğumu bildiğinizi biliyorum. Hepiniz iyi ki varsınız!

YAMYAM dedi ki...

u r appreciated...

E-F dedi ki...

Margotto,

Weblogunu YAMYAM bana gösterdi. Etkilendim.
...
Her bir cümlenin tek başına yeni bir hikayenin yada romanın habercisi olabileceğini düşündüm...

Margot dedi ki...

Yamyam ve E-f,
Çok sağolun.