Perşembe, Aralık 15, 2005

İyileştirici mahalleler

Bazı diziler var, ne kadar zaman geçerse geçsin, ben gördüğümde es geçemiyorum.

Yedi tepeli şehrin Balat denen mahallesinde geçen bir dizi de beni her gördüğümde ekrana mıhlar. Hayatın daha ağır çekim aktığı mahalleleri özleyen herkese biraz merhem olacak dizilerden olup, mahalledeki komşuların hepsi hayat erbabı, akıl hocası, has arkadaştır. Öyle güzel konuşurlar ki, ağır akan mahalle hayatından mı böyledirler, yoksa daha sıkı tutunabilmek için mi ağır takılırlar, bilemezsiniz. Bence gün içinde bilgisayarını kıramayıp birilerinin kalbini kıran her hayat mağduru, akşam eve gelip güzel bir zeytinyağlı eşliğinde rakısını açıp bu diziyi acıyan yerlerine kapamalıdır. Zira bana öyle gelir ki, sabahtan akşama kadar yalnız hissettiysen kendini, eve gelirken kimin yüzünden düşen bin parçaysa balkondan görüp koşuşan bu dizi insanları iyi gelir yalnızlık yaralarına. Öyle ki akşamları onlar bahçelerde sofralar kurup, parçaları birleştirirken, sen de bir yandan iyileşirsin.

Şimdi TRT Int’te tekrarları yayınlanan bu dizi, bana öyle iyi geliyor ki. Meral Okay’a bakarken biraz anneannemi özlüyorum ama olsun. Aklıma Fener’den alınan anasonlu galetalar geliyor, annemi çocukken paket taşlı yokuştan aşağı koşarken hayal ediyorum. Kırmızı mektep görünüyor mu acaba Zuhal’lerin dairesinden? Bizimkinden de Haliç görünürdü ve kilise çanları duyulurdu uzaktan. Karşıda bahçe içinde kütüphane vardı ve bahçede sürekli salıncak kurup sallanan çocuklar olurdu. Şimdi anlıyorum ki güzel manzaraydı. Sanırım yirmi yıldan fazla oldu, şimdi öyle bir manzara yok. Karşı komşunun mutfağı görünüyor zar zor, anneannem bazen ekmek koyuyor kumrular için manzarasız balkonuna.

Bak tekrar bölümler insanın aklına neler getiriyor. Bir domino taşı gelip bir domino taşına çarptığında hafızanda inanılmaz bir hızla devrilen taşlar dönüp dolaşıp seni nerelere sürüklüyor. Hafıza nitekim tekinsiz bir yer.

O bir zamanlar anneannemin oturduğu güzel ahşap evin dizideki benzerinde bir sürü topal leylek saklanıyor. Bu güzel ahşap ev aslında bir iyileştirme merkezi. Hayat kimi çok fena acıttıysa, sakat bacakları üzerinde bıraktıysa, bu ahşap ev onları koruyor. Fazla şey bilmelerine gerek yok senin hakkında, senin iyi bir insan olduğun seziliyorsa hallerinden, bu yeterlidir. Sonra zaten iyi bir insansan, diğerleri hakkında bir şeyler bilirsin ister istemez. Sezmek bilmenin davetiyesidir.

Bir gün uzun zaman sonra komşulardan en iyi kalplisi, nihayet sevecek birini bulur. Daha doğrusu nihayet bulunur. Ama o kadar istemesine rağmen buluşmaya gidemez. Meral Okay’ın sezgisi çoktur, anlar bir yanlışlık olduğunu. Gider bekleyene der ki; O çok istediği için gelemedi! Nasıl yani der hayretler içinde bekleyen. Bazen bir şeyi çok istediğinde yapamazsın, onun gelemeyişini sana olan aşkının kanıtı olarak al. O seni çok sevdiği için gelemedi. Şimdi bu hem komik hem doğrudur ve sorarım size kimin komşusu bu kadar filozoftur?

Hayatla ilgili bilgiler artarken, sezgiler azalıyor mu gerçekten? Gerçekte bildiğin şeydir sezgi, nerelere kaldırdıysak bulmamız gereken şeydir. İnsana ait bir şey işte. Ne kadar çok bilirsen o kadar unuttuğun.

Gün geçtikçe azalıyor iyileştiren mahalleler. Herkes başka türlü arıyor mahallesini, kimi topal kalınca çıkıyor yola, kiminin yolu düşüyor o taraflara, bilen zaten biliyor.

Petite Poisson: Tekrar edilse ne güzel olur: Şaşıfelek çıkmazı ve Karanlıkta koşanlar.

14 yorum:

ycurl dedi ki...

Sasifelek cikmazi ilk yayinlandigi zamanlarda hic kacirmadan seyrederdim. Hatta bitmesine de uzuldum. Istanbul'un ne kadar cok iyilestirici mahallesi var degil mi? Fener-Balat civarinda dolasirken o sokaklardan sanki cok yakinmis gibi duran kirmizi mektebin yanina ulasmak ne keyiflidir. Ben daha cok Bogaz civarindaki mahalleri gezmeyi severdim, Asiyan, Emirgan,Arnavutkoy ama sonra bu listeye Fener-Balat'ta eklendi.Keske yirmi yil onceki hallerini de gorseydim ama yazdiklarinla gormus gibi oldum.

Margot dedi ki...

Sevgili Ycurl,
Ben de çocukluğumdaki halini hayal meyal hatırlıyorum, anneme sorarsanız-ki asıl o daha ayrıntılı anlatacaktır mahallenin o zamanlardaki halini- mazi onun kalbinde yaradır. Nasıl olmasın ki? Kilise kapandı, çanı söküldü, kütüphane kapandı, artık çocuk sesleri gelmiyor uzaktan. Bizim ev tam Balat'ta sayılmaz ama yürüyüş mesafesindedir. Anneannemle bir söyleşi daha yaparsam sanırım daha iyi anlatabilirim o zaman ki iyileştirici mahalle hayatının nimetlerini :)

Mutfakta Zen dedi ki...

kesin yapmalisin margot'cugum,
anneanne sohbetine hatta ben de geleyim (amma çok maydanoz oldum senin bu gezilerine ben! artik götüreceksin birine, elin mahkum)
ben de dün aksam rastladim diziye, tam da hani meral okay'in kizi geliyor ama o onu kovuyor. ama o arada da bahçede göbek atiyorlardir...
çok sevimliydi hepsi, pek hoslardi.

murat dedi ki...

Tebrikler, ve paylastigin resimler icin tesekkurler

Küçük Kurbağa geri döndü.. dedi ki...

Selam Margot;

Uzun bir ara vermiştim ama iyileştirici mahalle yazını okur okumaz yeniden damlama ihtiyacı hissettim:)
Mahalle diyorsun da şu an eminim birçok insan oturduğu mahallenin bile ismini bilmiyordur. Eeee mahalleler ne yapsın, metropolün içinde eriyip yok oluyorlar.
Ben de yirmi küsur sene Fatih'te yaşadıktan sonra son üç dört yıldır senin yazına konu olabilecek bir mahallede yaşıyorum. Bilen bilir; Üsküdar-icadiye mahallesi!!! Sokağımda üç tane konak tarzı ahşap bina tüm asaletiyle duruyor. Şu an yaşadığım yerde gerçekten mahalle havasını çok güzel hissediyorum. Gördüğü zaman en azından dükkanından el sallayan küçük esnaf, yolda karşılaştığında başını önününe eğmeyen, gülümseyen, hatta selam veren bir mahalleli...
İstanbul'da ciddi anlamda çok az kalmış böyle yerler ve ben burada yaşamaktan çok mutluyum..

Margot dedi ki...

Makarna Kardeşim,
Anneannemi kandırmaya çalışıyorum gel de biraz bende kal diye. Kandı kanacak. O zaman çayı demleyip, ifadesini alıcam :) Seni de tanıştırırım tabii yalnız aurasına giren müritleri bir daha kurtulamadı demedi deme! O derece komedyen bir kişiliktir :)

Hoşgeldin Murat!
Teşekkürler ama resimler maalesef benim değil. Ama söz en kısa zamanda Balat'a şahsen gidip fotoğraflar çekeceğim. Onları da ikinci yazıyla beraber paylaşırım artık. NY'a selamlar!!

Küçük Kurbağa Kardeşim!
Şükür kavuşturana yahu! Yani mahalle yazısı mı bekliyordun bunca zaman hayırsız :) Ne güzel, çok şanslısın. Ben de biraz mahalle bağımlısıyım galiba.. Dubai kuleleri'nden yeğdir, kendi halinde mahalleler. Evet güzel olduğum kadar eski kafalıyım da! :) Özletme kendini!!

Mutfakta Zen dedi ki...

vallahi çok isterim!
yapalim hadi bu isi..
ona de ki sana hayran bir arkadasim var, seninle mutlaka tanismak istiyor, senin hikayelerini dinlemek istiyormus! bu harika olur..
bu arada seninle tanismak isteyen bir arkadasim var, Asu, sana yazmasini söyledim ama internet adresin yok galiba sitede. irtibat bilgileri için bana inaltong@e-kolay.net adresine yazabilir misin?
sagol sagol sagol!

bitkisel dedi ki...

İyileştirici etkisi olan mahallelerle ilgili pek malumatım yok.Ama iyileştirici etkisi olan APARTMAN komşularından son 1 iki tanesine yetiştim.8 senedir yaşadığım apartmanın merdivenlerinde gördüğüm komşulara ise "Bu kim yahu?" diyecek kadarda yabancıyım.

Bu denli yabancı olmama rağmen bahsettiğin dizideki samimiyet çok tanıdık geliyor bana.

TRT 1'de ki ikinci tekrarını 1 iki bölüm fireyle izlemiştim.Güzel yurdumda çekilmiş en iyi dizi,sözüm bu kadar.

VANİLYA dedi ki...

Ben istanbullu değilim ama yedi tepe istanbulu izler iken sanki o mahallede bende oturuyormuşum hissine kapılıyordum sanki kapıyı açınca karşıma o insanlar çıkacakmış gibi kaptırıyordum kendimi,niye bu tarz dizilerin devamı çekilmez ki saçma sapan mafya dizilerinden bıkmadılar hala

silenzio dedi ki...

süper baba üzerine tanımıyorum, hey gidi zaman, çocukluğum demek o dizi benim be...

Margot dedi ki...

Tijencim,
Sana yan komşundan mektup var! En kısa zamanda görüşebilmek umuduyla :)
Bitkisel,
Biz yabancı oldukça samimiyetlerimizi özlüyoruz. Samimi olacağımıza, bu dizileri seyredip rahatlıyoruz. Bence.
Vanilya,
Bu dizileri çekmek zahmetli oluyor, bir kere çok güzel yazılmış bir senaryo lazım, güzel oyuncular lazım. Hadi diyelim bunları buldum, reyting lazım! Mafya dizileri sokakları boşaltırken bu diziler çok dayanmıyor maalesef.
Silenzio,
Bana bir masal anlat baba'yı ne zaman söylese Oya Küçümen ben dinlerim. Çengelköy'de mevzumuzda geçen kahveye git, bir çay söyle. İyi geliyor.

e dedi ki...

domino taşları... ne güzel benzetme, domino taşları.. ne güzel yazdıklarının hepsi.

Margot dedi ki...

Sevgili Elif,
Teşekkürler!

Adsız dedi ki...

yeditepe dizisindeki konak balat'da değil, cibali taraflarında bir yerde, haydar caddesine, ya da cibali caddesi, çıkan bir sokakta tesadüfen buldum; bu yazıyı okuyunca bunu eklemek istedim.