Pazartesi, Kasım 28, 2005

Günaydın Canım...



Uzun zamandır aslında yoktum. Onun için sana yazamadım...

Önce başka açıklamalar yaptım, onları satır satır dizdim buraya... Zira ne işimden istifa etmem, ne dur durak bilmeden geçen hafta yağan yağmurlar, ne bir bulup bir kaybettiğim aşk, ne bu uçsuz bucaksız iç sıkıntım yazmama engel olamazdı. Gerçekte uzun zamandır yoktum aslında, ondan yazamadım. Gerçek sebep işte buydu...

Uzun zamandır eve gidiyorum ve televizyona bakıyorum sadece, bunu yapmak istiyorum çünkü. Uyumak ve televizyona bakmak dışında bazı zorlama işler de yaptım arada. Yaptırdım yani kendime. İşten istifa ettim zira artık tüketiyordu beni, ben de çok az kalmıştım zaten. Onu da kendime sakladım. Hayal kurdum sürekli, bir yandan onlara tutundum. Otobüs nereye giderse gitsin tutunmadan olmuyor zaten, sen de bazen ayakta kalmışsındır, mutlaka bilirsin.

Kafam çok karışık be canım.. Ne desem burda şekilsiz duracak, dağınık bir kafadan eli yüzü düzgün cümleler beklememek lazım... Ben zaten avutulası geziyorum etrafta, buraya yazdığım satırların kaç katı derin çiziliyor kalbimde açılan yollar.

Sabah kendimi yataktan kaldırıyorum, kahvaltı yaptırıyorum kendime. Kendim sensiz hiç bir şey yapmak istemiyor, öyle mızmızlanıp duruyor küçük çocuklar gibi. Yoruyor bu bünye beni, bilemezsin nasıl canım sıkılıyor. Söz geçiremiyorum bacak kadar çocuğun inadına. Her yere sürüklüyorum onu mecburen, elinden tutuyorum çeke çeke işe götürüyorum bazen, nasıl ayak diriyor, kolu kopacak elimde kalacak bir gün. Zar zor yemek yediriyorum, binbir dereden su getirerek, bir tek akşam kendiliğinden yatağa kıvrılıp uyuyor. Dışardan derli toplu, içerde darmadağınız.

Özledik...

22 yorum:

bonafide dedi ki...

darling
işten ayrıldığına sevindim, o iş (ne işse yaptığın) bi gömlek dar gibiydi zaten sana, bu dar gömlekler bi süre sonra nefes alamaz hale getirir insanı. velhasıl iyi olmuş. tabi bunu bi son değil yeni bi başlangıç olarak algıladığın sürece. sonra aşk, o da iyi gelcek sana ama sanırım biraz zamanı var. zaten aşkla ilgili herşey zamanla ilintili, insan ötelese de faydası olmuyo pek. zorlama o yüzden kendini hiçbişeye.
sevgiler

Burcu dedi ki...

Yazını okurken bir ipek böceği geldi gözümün önüne. Biliyorum, kozadan çıktığında herşey bambaşka olacak.

Donna Quijote dedi ki...

kasim kötü bir ay. "kasim kasim kasilmak" derler miydi yoksa hic? gececek ama, elele verelim, gözlerimizi kapatalim, üce kadar sayalim, gör bak, gözlerini actiginda nasil hafifleyecegiz.

Margot dedi ki...

Pınar,Darling,
İşten ayrılmam gerekiyordu, aynen dediğin dar gömlekten sıyrılma haliydi yaşadığım. Yeni gömlekler deniyorum, aynada sanki başkasına bakıyor gözlerim.

Burcucum,
Çok teşekkürler, umarım haklısın.

Donnacım,
Kasım zor ay. Eylül'den beri sonbahar zor mevsim. Ne olur artık hafifleyelim...

uykusuzadam dedi ki...

Ya hepsinin geçeceğine inanmalı insan, ya da zaten fazla bir beklentisi olmamalı hayattan :)

Ki güzel şeyler geldiğinde; neden bu kadar geciktiniz değil de, hiç beklemiyordum, ne de güzel şeylersiniz diyebilelim :)

Kahve demişsin ama gelmedi bana ne kokusu, ne tadı :) nasıl bi ısmarlama bu, hiçbişey anlamadım doğrusu :))))

YesilErik dedi ki...

Margot, ozlettin sen de. Umarim kendini daha iyi hissedersin en yakin zamanda.

hera dedi ki...

margot,
kararlar alma ve uygulama dönemindesin diye sevindim, içi kara postuna aldanmayarak.. ya karar alamasaydın? hep bildiğin şeyler öyle değil mi?

farklı şekilli kurabiyeler yapsak beraber diyorum, sen kalıplarını döksen ben döksem, kahveli kurabiye, hindistan cevizli.. fırında pişerken onlar, kokusu fizandan duyulsun diye.. duyulsun da uyansın düşman!

Oya Kayacan dedi ki...

Önce fırtına tabii ki sonra durulsun sular. Küreklere asıl bakalım, gidecek çok yer var.

Margot dedi ki...

Uykusuzum Seattle'dan Komşum,

Yok artık benim fazla bir beklentim
Günler oldu zaten, sonunu bile getiremedim
Margot der vardır elbet bunun da bir sonu
Kahveleri pişirdim nasıl gelmez kokusu ?? :-)))

Yeşilerikçim,
Çok sağol, ben de sizi özlemişim,hepinizi!

Heracım,
Geçiyoruz bakalım, sular soğuk bacaklar üşüyor.. Bilirsin :) Şu çocuklara yapılan kurabiyelerden olsun, gülen suratlı, papyonlu,saçlı.. Çaysız kurabiyesiz olmaz ki!

Oyacım,
Haklısın gidecek hala çok yer var,düze çıktıktan sonra yürürüm artık. Zira tırmanıyorum şu an,oram buram çizik içinde kaldı.

İyi ki varsınız, omzuma attığınız ellerinize sağlık.

ligeia dedi ki...

sana da koyun çizelim? küçük prens'inki gibi? kutusunda olur o zaten, tırmanırken yol arkadaşı olur sana...

ne yazdı ne yazamadı dedi ki...

oleyleyoleyley margot'cuk geri gelmiş! (ya ben bu yorumlarda hep en sona kalmaktan bıktım ama...) margot'cuk diyorum ki geçer ...sen sıkma canını... işinden istifa etmen nedense beni hafifletti...ben boyle istifa ede ede buldum yolumu...ama kasım herkese yaptı yapacağını kahpe kasım...

Gün dedi ki...

Eminim düzlüğe çıktığında çok hafiflemiş, tazelenmiş olacaksın, az kaldı dayan... Özlemişim seni okumayı.

Margot dedi ki...

Sevgili Ligelia,
Ben de hala küçük prens'e inanıyorum. Bu arada yeni sayfan çok güzel olmuş, güle güle oturuna gelicem,kuzuyla beraber.
Sevgili Ne Yazdı ne yazamadı,
Kahpe Kasım'ın bugün son günü, Aralık'tan umutluyuz.. Gelen gideni aratmasın da!
Sevgili Gün,
Ben de hepinizi özlemişim, sırt çantamda iyi ki bir blog var,tırmanırken nefesim sıkışınca, çıkarıp yazıyorum, tekrar nefes alıyorum yazınca.

hera dedi ki...

sevgili margot,

http://herapist.blogspot.com/2005/11/bir-dilek-dile.html

-ilgilenirsen diye...

sevgiyle,

ozo dedi ki...

yazmak için aralık'ın ilk dakikalarını bekledim ama uykum geldi. 06.25 dakikalık gecikmeyle aralık ayının umutları beraberinde getirmesi temennisiyle...

Margot dedi ki...

Sevgili Hera,
Ben sürekli dilek diliyorum bu aralar, bir dilek otomatına döndüm :)Ayrıntılarını bir sonraki yazıda anlatırım ;) Teşekkür ederim,güzel bahanen için.

Sevgili Ozo,
Bugün Aralık! Hiç de fena gelmedi! Umutları da beraberinde getirdi gerçekten. Çok teşekkürler, umudun en güzeli daha fazlası da seni bulsun.

siyaz dedi ki...

Diyorum ki hayatı temize çekmenin tam sırası .

Margot dedi ki...

Bu aralıkta bir aralık buldum Siyaz,temiz bir not defteri alacağım!

jackdavid dedi ki...

"Block Note" lardan öneririm..

Adsız dedi ki...

burasi nere ben neredeyim google beni buraya attı.. kader mi bu yoksam aşkım buradamı yok bee burada olabilirmi ewet belki bir ihtimal sanırsam kader mi sanş mı yoksa başka birsey mi bu bu nedir bir blog olayı iyi de benim ne işim var ki..


iyi tamam tamam rahatsız ettim kusura bakmayın çıkıyorum zaten kapıyı çalmamıştım açık gördüm sadece çıkarken kapatirim diye düsünmüstüm..

neyse iyi günler,
hoskalın :)

timegoesby-e dedi ki...

İşin rengi biraz daha değişmeye başladı. Mesela bu bir çırpıda gözden geçirme meselesi farkli bir bakış açısı getiriyor insana. Şimdi de işinden ayrıldın. Milliyette okuduğun haber, ananen, bahar şenlikleri,tatil, ev tadilatları derken buraya geleceğini için için sezmişti zaten okuyucu. İşine dair sinyalleri verdğinde, "O" öteki konuşmuştu içindeki cesaretsiz, bırakıp gidemezsin demiştin ama gitmişsin. Bazen dönüp gitmek gerek(e)bilir zaten, bu kadar tırnak geçirmeye gerek yok.

Gokhan dedi ki...

"buraya yazdığım satırların kaç katı derin çiziliyor kalbimde açılan yollar."

Insanlarin seni avutmaya veya neselendirmeye calismasi cok komik geldi bana. Ben burada huznu seven bir yazarin bu hislerini kelimelere dokmesinin sebebinin, yazarin icindeki huzun coskusunu bizlerle paylasmak oldugunu dusunmustum. Ideal kimlige yakinsamaya calistigimizdan bahsetmistin bir onceki yazinda (3 farkli kisi vardir benden iceru demistin). Simdiye kadar okudugum tum yazilarinin haleti ruhiyesinden yola cikarak sorsam: acep senin asik oldugun birinci Margot huznu mutluluga tercih eden bir insan olmasin??? Evetse zaten ne mutlu sana! Yok hayirsa, ikinci Margot cok dominant:)