Salı, Ekim 18, 2005

Kapılarda Tek Ayak...

Bayramda elimizdeki avucumuzdaki üç kuruş paramızla söyle dünya gözüyle bir Floransa görelim istiyorum. Ama hayatta biliyorsunuz insanın her istediği olmuyor. Elin ecnebisinin elini kolunu sallaya sallaya her yere gitme, gelme, duraklama, tur atma hakkı var. Bizim yok! Bizim milletçe kıpırdamaya hakkımız yok! Diyelim ki haddimizi aştık, yurt dışına çıkmak gibi bir rüyayı aklımızdan geçirme gafletinde bulunduk. Vize denilen temiz kağıdınız yoksa gaflet ve delaletinizle öylece kalırsınız. Haydi diyelim hedef büyültüp vize almaya kalkıştınız, o zaman dostum işte benim çektiğim tüm bu karın ağrılarını siz de ziyadesi ile çekeceksiniz demektir. Ah siz Çılgın Türkler boyunuza bakmadan,utanmadan(!) bir de vize istiyorsunuz. O zaman biz de size uluslararası çapta yaptığımız işkencenin aynısını bireysel çapta yaparız. Belki o zaman aklınız başınıza gelir de , her canınız istediğinde kalkıp kapımızı arsızca çalmazsınız!

Mesela sizden en abidik, gubidik belgeleri isteriz, getirdinizse eğer onları imzalı isteriz, imzaların gerçek olduğunu nerden bilelim onların sirkülerini isteriz, hadi bunları da getirdiniz fotoğraf isteriz, fotoğraflarınızı beğenmeyiz beyaz fonda tekrar çektirin getirin deriz. İnternet'ten aldığınız hiç bir belgeyi kabul etmeyiz, gidin kuyruklarda bekleyin, öyle alın isteriz. Tapunuzu, ruhsatınızı isteriz. Bankada kaç paranız var onu isteriz, banka müdürünün de imzasınız isteriz. Bu imzanın banka müdürüne ait olduğu ne malum ? Onun da imza sirkülerini isteriz. Dilekçe isteriz, dilekçenin İngilizcesini, İtalyancasını isteriz. Biz siz buraya gelmeyin, buralarda gezmeyin, kendinizi bir halt zannetmeyin isteriz. Her seferinde bunca aşağılanmayı kabul edin, sesinizi çıkarmayın isteriz. Eğer biraz kızacak,hiddetlenecek olsanız, biz de böyle paşa gönlünüz bilir deriz.

Bu kaşının üzerinde gözün var işkencesini sadece Türk olduğumuz için çekiyoruz malesef. Bunun başka açıklaması var mıdır? Avrupa saadetini(!) yaşayan herhangi bir evsiz insan bile istediği her ülkeye gitmeye kadir değil mi? Ama siz ne kadar çalışsanız, didinseniz, yabancı lisanları sular seller gibi bilseniz de, maalesef vizeniz yoksa bir hiçsiniz. Biz kapılara, kapılarda bekletilmeye, kapıları tekmelemeye alışmız bir milletiz. Konsolosluk kapılarını, önyargı duvarlarını aşmak için ne kadar zamandır uğraşıyoruz hatırlayan var mı?

Ama ne yazık ki hiçkimsenin pes etmeye niyeti yok, onlar bize işkence etmekten bizse her istediklerini yerine getirip, tamam artık aç şu kapıyı demekten vazgeçmeyeceğiz. Onlar kapıyı açana kadar Eurovision yarışmalarını ciddiye alacağız, her atılan golle içimiz yağ bağlayacak, her sene Olimpiyatlara tekrar tekrar aday olacağız, kendimizi ispat etmek için , kendimizi biraz beğendirmek için elimizden ne geliyorsa yapacağız. Sırf o beğenilmeyen, kapılarda bekletilen, başlardan savılan Türk yanımızı teselli etmek için..

13 yorum:

mtlda dedi ki...

margot öyle güzel anlatmışsın ki ("bu çok güzel bir post!"çulardan değilim ben gerçi), Türkler'in sahtekarlık konusunda doktora yapmış olarak doğmalarını bir kez daha anlayışla karşıladım. Hayatımız boyunca kapıcı çocuğu muamelesi görmeye devam edeceğiz biz; çılgın olmaya mahkumuz.

ycurl dedi ki...

Almanya, Italya, Yunanistan ve Amerika'dan vize alan birisi olarak soylemeliyim ki Italyan konsoloslugunda calisan gicik tipleri baska hicbir yerde gormedim. Elimde Italyadaki konferansin butun masraflarin karsilanacagina dair Italya hukumetinden gonderilmis resmi mektup olmasina ragmen adam, asistan maasi ile italya'a gidemeyecegimi bunun icin bankada yeterince param olduguna dair bankadan resmi evrak isteyip bir daha gel dedigi an nevrim donmustu. Donen nevrimin bir faydasi olmadi pasa pasa gidip bankadan ablamin hazirlattigi bir dokumani getirdim ve tekrar siraya girdim. Ah siz Cilgin Turkler yerine Ah siz Enayi Turkler kulaga sanki daha iyi geliyor sanki. Aklima ABD'nin girislerinde parmak izi ve resim cekme uygulamasi baslattiktan sonra Brezilya'nin da buna karsin ayni uygulamayi baslattigi aklima geldi. Kisasa kissas olayi...

Margot dedi ki...

Sabahın dondurucu soğuğunda bekleşen insanlar ne amaç için bekleştiklerine göre ikiye ayrılırlar. Bu durum eğer konsolosluk kapılarında, sadece bir kağıt alabilmek ve ordaki yetkililer tarafından yok sayılmak içinse insan haklarına aykırı bir durum sayılmaz. Maalesef bizim devletimizin hiç bir yabancıya böyle bir işkence yapmayı göze alması mümkün olmadığından, biz artık Çılgın mı dersiniz Enayi mi bilmem ondan olmaya devam ederiz.

bonafide dedi ki...

böyle uygulamalar benim içimdeki faşizan duyguları körüklemekten başka hiçbi işe yaramıyo açıkçası... gene de git gör floransa'yı kendisi italyanın en güzel şehirlerindendir, ama benim tavsiyem eğer görmediysen romaya uğramadan gelme olur.

koray dedi ki...

ben bu uygulamalardan -envai cesidini yasiyor olmama ragmen- sikayetci olamiyorum. cunku bir konsoloslukta vize basvurusu esnasinda bana "meclisinizde milletvekilleriniz oylamalarda sahtekarlik yapmasinlar diye parmak izleriyle denetlenen bir sistemle oy kullaniyorlar. size milletvekillerinizden daha fazla guvenmemiz icin bir nedeniniz var mi?" diye sorduklarinda verecek bir cevabim yok.
bu bu soruyu anlamsiz hale getirebildigim gun igneyi baskalarina batirmaya baslayacagim; 'simdilik' payima dusen cuvaldizla yasamak zorundayim.

nirem dedi ki...

koraya katlıyorum ve her ne kadar bazı konlarda fazlasıyla üstümüze gelindiğini düşündsem de.. Kültürle ilgili tez yazarken adamların kültürle ilgili yapmış oldukları araştırmaları, sınıflandırmaları, özellikleri görünce işte bu biziz dedim. Evet onlar buralara rahatlıkla gelip üçte bir fiyatına tatil yapıp gidiyorlar ama biz kaliteli turist çekemiyor herşey dahil sistem tatil olanağı sunuyoruz. Bence toplum olarak daha yapmamız gereken çok şey var.

caulerpa dedi ki...

yunanistan konsoloslugu kapisinda sabah 5 ten öğlen 2 ye kadar bekleyip, hiç bir belgemde problem yokken sana vize vermiyorum diye kagitlari yüzüme firlatan yorgo yuda anıyorum kinle.. hayatimda hiç o kadar aşağılanmadım hem de kendi ülkemde. geri dönüş yolunda bit pire kaynayan hırvatlı iki gencin paldır küldür sıonırda vize alıp ülkeme girdiklerini görünce daha beter oldum. birde 20 euro verdikleri için şikayet etmediler mi. ahh ahhaa.. kolay gelsin Margotto..

YesilErik dedi ki...

Boyle durumlarda insan kendini tam bir sinek gibi hissediyor, en azindan ben oyle hissediyorum. Bekliyorum kendi devletimden bir seyler, bi boyukhlukh gostermelerini. Daha dogrusu bekliyordum. Kendine hayri olmayan boyukhlerimizin bize ne hayri olacak allahaskina.

Cem dedi ki...

Margot sen sanirim hic isin devlet kapilarina yada hastenelerine dusmemiski elin adamin yaptigindan yakiniyorsun bu kadar, ya bizim kendi insanimizin kendi devletimizin insanina surdugu kosular bir isi yapmak icin?

Devlet yada sigorta hastenelerinde nerdeyse insanlar kuyruklarda oluyor doktor gormeye calisirken, bir universiteye kayit olmak icin binbir dereden su getirtip bir suru sey isteniliyor, ben kendimden ornek vereyim babami kaybedip maasi anneme devredildiginde annem'in sabah'in korunde yollara dusup babamin oldugu icin orasindan burasindan kesip kusa cevirdikleri emekli maasini almak icin emekli maasi siralarina girdigini hatirlarimki bankanin muduru tanidik oldugundan birsekilde torpil yapilir onlerden maasini alir gelirdi diger yaslilar saatlerce o sirada beklerken. O siralarda olenleri bile hatirlarim ben.

Birde bu yetmiyormus gibi 18'imizi gectigimizde o emekli maasi parcalanip anneme ayri 18'ni gecmis evlatlarina ayri bicimdeki yine orasindan burasindan kesip maasi azaltilarak bizim kendimizin gidip almasi zor kosuldu. Ben yurtdisina geldigimde birde burdan konsolos araciligi ile her yil imzali bir noter kagidi ta annem'lere postalayarak annem'in maasi benim yerime almasini sagliyorduk. Bankadaki beyler kabul etmedi burda yasadigimi kanitlayan belgeler yoladigim halde, illaki imzali, konsolosun imzasi ve onayi olan bir kagit istediler annem benim maasimi alabilsin diye. Birde bizim konsoloslar bir imza muhurlerini koyduklari kagit parcasi icin 70 dollara yakin para aliyorlar ve senden istiyorlar geri yoliyacaklari o belgenin posta pullarinida zarfinida.

Bizim memleketimizde daha insanimiza deger verilmezken, insanlarimiz hala devlet kapilarinda horlanirken, devlet hastenelerine artik sadece fakirlerin gitigi bir yer olurken nasil beklerizki baska ulkenin adaminin bizi saymasini sevmesini.

Ayrica o surekli girmek icin yumrukladigimiz kapi birgun acilirsa iste o kapi sayesinde senin cektigin o SIKINTILARI gelecek nesil cekmiyecek.

Beni bir elin yaptigi muamele degil ama ulkemizdeki kendi insanimizin kendi devletimizin insanina yaptigi muamele daha cok uzuyor. Bunu her yerde gormek cok kolay.

Bir parali yada kariyer sahibi vatandasa yapilan muamele ile siradan bir vatandasimiza yapilan muamele her yerde goze batiyor. Uzulerek soyluyorum bir zamanlar Ataturk'un onem verip hatta su sozleri soyledigi "koylu milletin efendisidir" dedigi koylulerimiz ulkemizde birak efendiligi insan yerine bile artik cogu zaman konulmuyor.

Bu arada Italyan konsoloslugu merak etme Amerikaliyada ayni muameleyi yapiyor. Benim bir kac Amerikali arkadasimdan aldigim bilgilere gore.

Küçük Kurbağa geri döndü.. dedi ki...

Ahhh margocan ahhh..
Sen vize aşamasında kalmışsın..
Peki sen o vizeyi aldıktan sonra o rezil ülkeye gidip de uçaktan iner inmez karşılayan Bruce Willes taklidi polislerin; "Turkish people.. Ohter nationality!!!" demesi hazzını yaşadın mı hiç!!!
Ben yaşadım ama emin ol en çok koyan polislerin o tarzı değil de biz "Turkish people" olarak ayrılan güruhun %90'ının koyun sürüsü gibi bir arada alafranga tuvalet pozisyonunda yere çökmesi ve o Bruce Willeslara Antony Quinn değeri vermesi, yalakalık sınırlarını zorlaması..
(-ki bu ülke vizesiz girdimiz köy gibi bir ülke; Romanya!!!!)

mskaraca dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
ne yazdı ne yazamadı dedi ki...

benim bir hayalim vardı, bu el kapılarında horlandığım zamanlar, bir gün herkes yeter ulan yeter nedir bu çektiğimiz filan diye birlik olacaktık, hiç bir işe yaramasa da artık bu gerizekalı ve hiçbir anlamı olmayan ortaçağ uygulaması gibi benim dunya(m)daki dolaşım ozgurlugumu kısıtlayan ülkelere ne bileyim bu uygulama kalkana kadar vize başvurusu yapmayacaktık, o gerizekalı vize memurları işsiz kalıp ta tırıs tırıs geri gidecekler açlıktan nefesleri kokacaktı, onunla da yetinmeyecek o ülkelerin tüm ürünlerini boykot edecektik, bunu da bütün dünyaya ilan edip diğer ezilen ülkeleri de aynı şeyi yapmaya davet edecektik, dünyanın ekonomisinin ağzına sıçacaktık, çok da zor değildi...bir gün hepimiz avrupalı veya amerikalı pasaportunun rengi ne olursa olsun sınır kapılarında eşit muamele gorecekti...

Ilker dedi ki...

4.5 senedir yurtdisinda yasiyorum; birkac ay once Houstondaki Turk Konsoloslugunu aramam gerekdi.Her zaman oldugu gini Turkce konusmaya basladim. Telefondaki bayan ne soylerse begenirsiniz. Eger Ingilizcem yeterliyse(ki suphem yok) derdimi ingilizce anlatsam daha iyi olurmus. Her ulkenin konsoloslugu kolay kolay kendi ozdillerinden baska dil kullanmazken bu bayanin mentalitesi beni saskina cevirdi. Ulke disina cikan bazi vatandaslarimizin geldikden daha 2-3 ay sonra Turkiye ve Turk insani hakkinda duzenli olarak atip tutmaya baslamalari da bir ayri mevzu. Kabul etmek lazim, ozelestirinin bile bazen cilkini cikariyoruz. Herkes birbirini sikayet ediyor. Unutmayalim ki Ali'nin gucu herzaman Veliyi degistirmeye yetmez. Ali ancak kendini degistirebilir. Bir gun belki bizde buyuk sorumluluk alacagiz ve insanlar bize guvenip medet umacak. Iste o gun oflamdan puflamadan kendimize nasil davranilmasini bekliyorsak o insanlarada ayni sekilde davranacagiz. Kendi kendimize saygi duydugumuzu disariya ispatladigimiz an yabancilarda bize o sekilde muamele etmeye baslar..