Salı, Aralık 23, 2008

Emesen Kenarı Ve Arabesk Damarımız

Artık insanlarla iletişimimizi son moda mecradan anında görüntü olarak halletmekteyiz. Emesen pencerelerinden birbirimize bakmakta, hali hazırda onlayn olanları dürtmekte, onlara göz kırpmakta, dil çıkarmakta ve üzerimizdeki geyik potansiyelini bu mecra sayesinde sonuna kadar köpürtmekteyiz. Birbirimizin yüzüne değil fotoğrafına bakarken, istediğimiz gibi yalan söyleyebilmekte, bir yanda biriyle konuşurken bir yandan başkasıyla işaretleşebilmekte ama diğer yandan da (hakkını verelim) uzak diyarlardan onlayn olanlarla hasret gidermekte, kolay kolay göremediğimiz bir dostla bu alet sayesinde rahatça muhabbet edebilmekte amma ve de lakin sonuçta bu âlemde, sanal sanal yaşayıp gitmekteyiz.

Camdan cama muhabbetlerin döndüğü, aşkların yaşandığı, kavgaların patladığı, insanların birbirini engellediği, sildiği hatta o reklamda söylendiği gibi ‘olduğundan bambaşka biri olabildiği’ bir diyardayız. Bu diyarda herkes iletişimden ziyade ısrarcı bir ifade inadı içinde sanki… En güzel pozların konduğu bir pencere resmi, mümkünse bir rumuz, günün anlam ve önemini ya da yerine göre halet-i ruhiyesini anlatan bir pencere kenarı yazısı, insanların bu sanal diyardaki ifade çabalarından sadece bir kaçı… Ve ister istemez emesen listesine, mahallesine dâhil olduğunuz birinin tüm bu ifade çabalarıyla mecburen muhatap olmak, bu çabalara tanık olmak zorundasınız. Zira emesen mahallesi bir insanın çoğu zaman üç boyutlu fotografını çeken bir makinaya dönüşebiliyor. Tek taraflı vesikalığınızın olduğu özgeçmişi alıp iş görüşmesine gitmek gibi bir şey değil zira bu dünya. Burada yurdum insanının birbirinden ayırmaya gerek görmediği her hale tanıksınız, ev hali de bunlara (maalesef) dâhil…

İfade özgürlüğünün ifade karmaşasına dönüşmesinden hemen önce, bu bir iletişim aracıydı. Şimdi ise kendince bir sürpriz mecrasına dönüştü. Bir nevi ‘Yemekteyiz’ yarışması ya da benzeri bir gerçek kesit seyretmek gibi bir şey oldu. Ofiste oturduğunuz yerden hiç tanımadığınız, bilmemne holdinginde çalışan ve sadece iş ilişkiniz olan bir hanımın eşine msn kenarından yaptığı imaları, attığı lafları, iğnelemeleri (!) okuyabiliyorsunuz. Ya da çok entel bildiğiniz bir arkadaşınızın aynı mecraya olabilecek en arabesk hallerle içini döktüğünü, birbiri ardına Issız Adam replikleri ( benimkisi mesela :kırçıllı mavi, çivit mavi, ben bir masal anlattım sen büyüdün bebe mavi! olabilir) döktürdüğünü görebilir, şaşabilirsiniz. Emesendeki insancıklara klavyeden alkol mü zerk edilmektedir? Öyle midir ki, bu kenara yazdıkça açılmaktalar? diye düşünürsünüz. Düşünürsünüz amma bu birden geliveren rahatlıkların ve ifşa kabiliyetlerinin kaynağını bir türlü bulamazsınız.

Bilmiyorum dersiniz sonra, bu da belki orduevlerindeki seçkin davetlerde ya da en entel düğünlerinde, en cool barda bile insanların ancak Serdar Ortaç’la döktürmesi, oyunhavası çalmazsa bozulup mekânı terketmesi gibi içten içe saklı damarlarımızdan biridir. Msn kenarına yazı yazmak belki her fasıllı muhabbette mutlaka ‘Eski Dostlar’ın söylenmesi ya da her Çile Bülbülüm çaldığında yürek çatlatan bir tonla ‘Allah!’ çekilmesi gibi bir şeydir.

Normalde söylenemeyen bir şeyin hem bu kadar herkesin içinde, hem de sanki etrafta kimse yokmuşçasına pervasızca söylenebilmesi, belki de ancak böyle mümkün olabilmektedir.

Yapımda ve yayımda emeği geçen, emesen penceremin en hakiki güllerinden Handan Hanımefendi'ye teşekkürü borç bilirim efenim.

9 yorum:

OpethMania dedi ki...

bende çok düşündüm bir aradayken yüz yüzeyken olmadığımız olamadığımız biz,neden emesenden bu kadar farklı bu kadar cesur bu kadar rahat ve gevşek olur,yazar eder...galiba yüzümüz yok orda uzağız yüzümüz görünse de kamerada,birbirimizi hissedemediğimizin rahatlığındayız biz orda...

dgül dedi ki...

Sevdiklerinle birlikte sağlıklı, mutlu ve umutlu nice yıllara Margot'um....

reality dedi ki...

Ailece yeni yılınızı en içten dileklerimle kutlar,
esenlikler dilerim.
Sunny

-Daha sonra aşağıda yazılı sendika
ile ilgili bir yazım olacak.İşin
iç yüzünü anlatan..(senin sayfanda)

Margot dedi ki...

Opethmania,
Her yeni gün yeni kabak çiçekleri açıyor emesen de, dediğinin de payı vardır elbet. Mutlu yıllar sana!

Dgülüm,
Hepberaber inşallah :) Sana da mutlu yıllar, yeni yılda ne diliyorsan o olsun! Sevgiler!

Sevgili Sunny,
Sana da mutlu yıllar, kucak dolusu sevgiler!

Herkesin yeni yılı kutlu olsun, içi neşeyle dolsun! Hadi bakalım :)

elektra dedi ki...

margot, sevgiyle dolu, mutlu, en güzelinden yepyeni bir yılın olsun:)

OpethMania dedi ki...

Mutlu yıllar...

endiseliperi dedi ki...

margot'cuğum, 4-5 yıl önce bir dergiye, hafız üslubuyla bir msn yazısı yazmıştım. arşivleme konusunda çok tembel olduğum için dergi evde yok. belki sahaflardan bulursam senin için koyayım istiyorum siteye.

sevgiler.

Margot dedi ki...

Çok sevinirim Periciğim.

Cornflake Girl dedi ki...

gözlemini çok sevdim, özellikle entel zannettiğin birinden dünyanın en arabesk ve klişe iletilerini görmek ve normalde alakan olmayan kişilerin özeliyle ilgili çıkarımlar yapabiliyor olmak ile ilgili yazdıkların çok hoş olmuş