Cuma, Ekim 26, 2007

haleti ruhiye

Ve günler ayları, aylar yılları kovalar…

İstanbul’da havalar belli olmaz, bir kapar, bir açar, bir açar bir kapar. Grip salgını başlar, yağmurla beraber. Aslında bugün en güzel sonbahar günlerinden birini yaşıyoruz, dışarıda pırıl pırıl bir hava var ve dahi benim sıkılacak bir şeyim yok. Midemden çektiğim sıkıntıdan başka. Sıkıntılar olmasın, sıkıntılar olmasın, günlük hayat olsun…

Günlük hayat temiz bir çarşaf kadar beyaz ve ferah olsun, günlük hayat günlük süt gibi olsun. Şişede temiz ve mis gibi. Eskiden içtiğimiz o şişedeki sütler gibi, üzerinde kırmızı yaldızlı kapağı olsun, tırnağımızla açalım günlük hayatı, mis gibi kafamıza dikelim. Her sabah kapı önüne konsun, sabah uyanınca ayaklarımızın dibine bırakılmış buluverelim. Hayat sütliman olsun, en azından bir süre…

Bir süre hiç kötü haber almayalım, bir süre yüreğimiz yanmasın. Bu süre uzun bir süre olsun mümkünse, çok uzun bir süre. En kıymetli şeyler hakkında yazabilme gibi bir kabiliyetim olmadığı ortaya çıkarsa çıksın, ne dediğim bir şekilde anlaşılır zaten, anlaşılmasa da yeter ki dileğim tutsun.

Kendimce huzuru aramanın ve onu nereye koyduğumu her seferinde el yordamıyla bulmanın pratiğini yapmış, yapa yapa artık ezberlemiş biri olarak bazen kendim bile kendime şaşıyorum. Halsizliğime şaşıyorum, hep yorgun olmama şaşıyorum. Şaşı bakıyorum, gözlerim düzeltmiyor hakikati bir türlü.

Sonbahar geldi ve bu sefer herkes hüzünlü. Hiç kimse sanki öyle kolay dalamıyor hayatına, hiç kimse sanki o kadar fazla ve yürekten gülemiyor. Herkes dalgın yürüyor yollarda, eve gidiyoruz ve suskunuz, bir yorgunluk var hepimizde bir mecalsizlik. Hayal kırıklıkları batıyor yüreğimize, kızıyoruz hep, canımız yanıyor. Normal normal yaşarken bir yandan hep o cam kırıkları içimizde, içimiz çiziliyor.

Günler günleri kovalıyor, insan televizyon açmaya, gazete okumaya korkuyor. Çok güzel çok umutlu, çok dürüst şeyler var demek istediğim ama hepsi içime kaçıyor, saklanıyor. Kelimelerimi gücendiriyor bu olanlar, parça parça oluyorlar her birini toplasan da boynu bükük duruyorlar yan yana…

Yazıya bakmak bazen suya bakmak gibi oluyor, içinde ne varsa görüyorsun. Ondan yazmaya korkuyor insan böyle zamanlarda. Ne desen boş oluyor biraz zira…

5 yorum:

postfiyaka dedi ki...

Sonbahar mevsimler içerisinde en çok haksızlığa uğrayan mevsim olsa gerek halbuki kahverengi yaprakları,ince ince yağan yağmuru, esen rüzgarı benden başka seven insanlarda olduğunu düşünüyorum ama sanırım pek sesimiz çıkmıyor. Aslında sonbahar seninde söylediğin gibi içinde ne varsa gördüğün bir mevsim, sevgiyi,acıyı,hayal kırıklıklarını hepsini karamsar bir gözle de olsa doyasıya yaşayabilecegin bir mevsim bu yuzden o karamsar havayı çok seviyorum iyiki varsın sonbahar:)

dgül dedi ki...

Oyle güzel anlatmıssın ki yine yüregimizden gecenleri...
Bazen zaman durmus gibi hissediyorum ben de böyle dönemlerde.Bir önceki yazında bahsettigin filmdeymisiz gibi, birileri "pause" dügmesine basmıs ve artık bir sonraki repligimizi hic birimiz bilmiyor ve bulamıyormusuz gibi. Söylenebilecek tüm sözler tükenmis gibi.Diliyorum; sise sütü benzetmendeki dilegin gercek olsun ve artık kimseler basmasın "pause" dügmelerine...

Adsız dedi ki...

hayrola margot,
ne bu bıkkınlık,bitkinlik,karamsar-
lık bu genç yaşta!..herşey güzel
olacak...enerji fazlan varsa şayet;
spor yap,yürüyüş yap...bak,ben kız
tarafıyım,söyle yamyam'a sana iyi
baksın:)sonra papaz oluruz:)
kendimize iyi bakalım,yaşamayı öyle
saklamayalım,stresli ortamlardan kaçalım,susadığımız sevgilerde hayatı yakalayıp daha güzel yapalım
ve arasırada şamata yapalım. e mi
margot? a.abi

gezicini dedi ki...

sevgili margot,
hepimize biraz daha huzur, rahat, sakinlik diliyorum. inşallah herşey daha güzel olacak..
sevgiler
gorki

Margot dedi ki...

Sevgili Komşularım,
Her gün aldığımız kayıp haberleri, gelen cenazeler, birilerinin televizyonlarda birilerine meydan okuması ve ardı ardına gelen her kötü haber... Memleketin ahvali konusunda hepimiz kadar benim de ciğerim yanıyor. Bir şeyler demek istiyorum diyemiyorum, dediklerimin tam anlaşılmadığını biliyorum ama zaten yazımda da söylediğim gibi 'En kıymetli şeyler hakkında yazabilme gibi bir kabiliyetim olmadığı ortaya çıkarsa çıksın, ne dediğim bir şekilde anlaşılır zaten, anlaşılmasa da yeter ki dileğim tutsun.'

Şimdi gelelim kişiye özel yanıtlarımıza;

Postfiyaka kardeşim,
Sonbahar'ı ben de çok seviyorum. Her mevsimi seviyorum aslında, şimdi tek dileğim karın yağması. Bembeyaz karlar hayal ediyorum...

Sevgili Dgül,
Bilmiyorum bir şeyler anlatabildim mi, bana hiç bir şey diyememişim gibi geliyor. Çok üzülmüşüm ama ağzımı açıp da tek laf edememişim gibi.

Anonim abi,
Hepsinden yapalım elbet, bitkin ve karamsar değilim. Belki biraz beceriksiz bir yazının neticesinde öyle anlaşıldım sadece :)
İyiyim ben çok şükür, yamyam da iyi, selamı var :)

Sevgili Gezicini,
Huzurun biraz kaçtığı günler oldu, inşallah dileklerimiz yerini bulur, kaçtığı yerden geri gelir.
Sevgiler benden.