Pazar, Eylül 25, 2005

Margot Revirde...

Kendimi halsiz, yorgun,bitkin ve buna benzer sıfatlarla tanımlamaktan çok sıkıldım. Bugün yine kolumun kıpırdayacak hali yokken, parmaklarım klavyede geziniyor. Ellerimi daha çok bilekten hareket ettirmeye çalışıyorum. Evet geçen hafta sonu bünye toptan kazan kaldırmış, beni tuş edip yatağa mahkum etmişti ama bunu her hafta adet haline getirirse karakterimde bazı geri dönüşü olmayacak değişiklikler gözlemlemekten korkuyorum.

Zira hastalık hastası teyzeler gibi oldum bu bünyenin Alicengiz oyunlarından.. Sırf şikayet etmiş olmak için sürekli bir yerlerinin ne kadar ağrıdığından ne kadar halsiz ve yorgun olduklarından bahseden ve bu serzenişlerin sonunda da hallerinin hayra alamet olmadığını söyleyen teyzeler gibi... Bunların gelişmiş modelleri evden gerekmedikçe çıkmazlar, deprem, su baskını , grip salgını ya da herhangi bir tehdit olasılığını hayatlarının merkezi yapıp,sosyal hayata pek karışmazlar..Bu yüzden olur da bir tanıdık yüze rastlarlarsa başlarlar, havaların kötülüğünden, memleketin halinden, kocalarının vurdumduymazlığından, kapkaç vakalarındaki artıştan, Gamze’nin kasetinden, Ata’nın vefatından bahsetmeye.. Siz de bazen (eğer havanızdaysanız) : On iki dev adam da birbirine girmiş zaten kardeş,olacak iş mi? diye muhabbetin yakacak ihtiyacını karşılayacak şekilde cevap verirsiniz. İleri derecedeki kötümserlik vakalarında bulaşıcılık söz konusudur zira.

Bu teyze modellerinin bu seviyeye gelmek için geçirdikleri mutasyonun detayları tabii ki bir başka yazı konusudur amma ve de lakin ben kendimde bu tip semptom başlangıçlarını genelde bünye zayıf düştüğünde hissediyorum. İki hafta sonu boyunca arka arkaya yedek kulübesinde oturmak insanda bir ‘reva mıdır ?’ duygusu yaratmıyor değil. Tabii ki bu revirdeyim psikolojisinin dayattığı televizyon seyretmek, pencereden uzun süre sabit bir noktaya bakmak, boğazının ya da kafanın ağrıyan kısmını kopartmak istemek, gelen telefonlarla demoralize olmak da cabası!

İşte bu yüzden, sırf bu yüzden işte, bu ve bu gibi bünyenin savunmasının düştüğü durumlarda; Destinaağğğ şarkısı gibi parçalı bulutlu şarkı seçimlerinden, televizyon açıksa mümkün mertebe ana haber bültenlerinden, bir yerlerde sudan ucuza çekiliyormuş hissi yaratan , kes yapıştır dizilerden, magazinle ilgili her şeyden, gazete okuyacak kadar iyi hissediyorsanız ekonomi ve siyaset haberlerinden kaçınmak, patavatsız arkadaş telefonlarına çıkmamak gibi önlemler illa ki gerekli ve mecburidir.

Bu gibi kötümserlikle savaş durumlarında insanın mümkünse bulundurması gereken (ruhsal dengeleyici özellikte) teçhizat listesi şöyle sıralanabilir :

- Gündemden uzak mümkünse komedi dizileri (Sienfeld,Sienfeld,Sienfeld!) ve sinema ağırlıklı bir televizyon kanalı.
- Kırmızı ya da zevkinize uyan renklerde bir adet ekoseli battaniye.
- Fazla yazılı olmayan çok çizgili bir roman ya da karikatür albümü.
- Selpak mendil ihtiyacına karşılık çek kullan formatında kağıt mendil kutusu.
- Demlikte her daim çay.
- Bünyedeki kötümserlik yanlısı hücrelerle savaşta kullanılmak üzere çikolata,cips veya şımarıklık hissine yardımcı kek, börek gibi gıda maddeleri..

Efendim bakkala gerekli siparişler verildikten, telefonlar ihtiyatlı açıldıktan, televizyon kanallarını da hassasiyetle seçtikten sonra kazasız belasız revir izninizi tamamlamamanız için hiçbir neden yoktur.

Ben geçen haftadan şerbetli bir: ‘tekinsiz hava, bünyeyi hor kullandım bak ne oldu bana’ gazisi olarak bu hafta geçen haftalarda yaptığım yanlışları tekrarlamamaya çalıştım. Sonbaharı idrak ettiğimiz şu günlerde hafta sonlarını revir izni olarak kullanan tüm arkadaşlara selam eder,kolaylıklar ve acil şifalar dilerim.

8 yorum:

nirem dedi ki...

yok sevgili margot.. belli bir süre sonra (ki bu süre çok da belli olmamakla beraber kısadır) bunlar da revir dönemini atlatmana yardım etmemeye hayattan git gide uzaklaşıyomuş hissine kapılmana neden oluyor.. çünkü tam 10 gündür yatıyorum!!sana çok çok geçmiş olsun..

Küçük Kurbağa geri döndü.. dedi ki...

Sevgili Dostum Margot;

Kabul etmek zor; kabul ediyorum.. Yaşlanıyoruz güzelim yaaa.. İstesek de istemesek de yaşlanıyoruz.. Daha bu sabah düşünüyordum; son 3 aydır ağrısız, sızısız, sorunsuz kaç günüm geçti diye. Cevap: No command!!!
Eeee kolay değil ergenlik çağına kadar hormonsuz domatesleri, salatalıkları, bilumum sebzeleri tüketmişiz bi yaştan sonra hayatımız hormon olmuş; bünye bu zor kabulleniyor.. Bi de yıllarca kahvaltı niyetine sana yağları sürmüşüz ekmeğe, doymuş yağ oranı yüksek, doymamış yağ oranı düşük (valla ne olduğunu ben de bilmiyorum!!) bunlar yetmez gibi çalıştığımız sektör ne olursa olsun ilk iş tanımı olarak stresi yüklemişiz kolay mı şimdi yaşım 70 oldu hala doktor yüzü görmedim demek..

En son isyan eden bademciklerimindeki apseyi geçirmek için dortor amcadan 10 tane iğne aldım, günde iki kere vuruluyorum..(Aramızda kalsın bugün pazar, üşendim sağlık ocağı aramaya sabah iğnemi de akşam iğnemi de boy aynası karşısında boynumu yaklaşık 270 derece çevirerek kendi kendime vurdum!!!)
İlaç müpteşası dedelerimizle, ninelerimizle çok dalga geçtik, bilmem hiç düşünüyor musun onların yaşındaki halimizi?? Ben çok düşünüyorum!!!
Ne diyim canım arkadaşım, gemiş olsun; hepimize!!!!

bonafide dedi ki...

geçmiş olsun margot, ben de aynı kuruklığı ayakta durabilir seviyede yaşıyorum 2 haftadır ne iyiye gidiyo ne kötüye, bazen kötüye gidicekse haftaiçinde gitse de izinli olsam diyorum, patetik durumdayım.

Margot dedi ki...

Sevgili Nirem,
Benim iki hafta sonu boyunca revir izni kullanmamın sebebi bünyeye çok fazla yüklenmem. E mevsim değişmesi bir yandan, evde camları sonuna kadar açan badanacılar bir yandan.. Yine iyi dayandım, bugün biraz kendime geldim sanırım. Sana da çok geçmiş olsun, bir an önce iyileş e mi?

Küçük Kurbağacım,
Ben de yaşlanıyorum evet, yakında o dediğim teyzelerden olucam zaten. Artık ben tayyörümü giyerim sen de hırka+şapka kombinasyonu yaparsın, oturur çay içer memleket mes-e-lelerinden bahis açarız :-))

Pınarcım,
Sağolasın, sanırım havaların serinlemesiyle herkeste aynı hal var. Biraz da psikolojik aman dur daha kış gelicek, sıkı durmamız lazım! Hepiniz benim gibi 100 mg c vitamini içiceksiniz tamam mı?

uykusuzadam dedi ki...

Komşu, komşu; giy terliklerini gel hadi, nane limon kaynattım sana ;)

YesilErik dedi ki...

Margotcum, gecmis olsun. Bahar havasi sakat, dikkat etmek lazim. Bu arada yazdiklarini okuyunca MegRyan'in You'veGotMail'deki hasta hali geldi gozumun onune. Kapi caliyor, bir bak istersen, bir buket papatya yolladim sana! PS: Istanbul yazilarina lutfen devam :)

Margot dedi ki...

Uykusuzcum,
Boşuna ev alma komşu al dememişler, dur yemeğin altını kapayıp geliyorum! :)

Yeşilerikçim,
Onun gibi huysuzlandım ben de bütün hafta sonu, şimdi daha iyiceyim. Sağolasın.
İstanbul yazılarını da elim mahkum yazıcam zira sabit fikir olmuş bu şehir bende :)

Gün dedi ki...

Geçmiş olsun herkes bu aralar hasta, sezonun açılışını henüz yapmadık, ben annemsiz hasta olmak istemiyorum da :(