Pazartesi, Ağustos 08, 2005

Sahilde Tokyosunu Unutan Margotella


Cuma olduğunu fark ettim sabah sabah boğazımdaki hafif şişlikle uyanırken ... Dün akşamki muhabbetten kalan buzlu rakı hatırası boğazımdaki kaşıntı, ya da aynı sabah buz gibi sularda yüzüp yüzüp durmaktan da olabilir.. Çölün sıcağında ne kadar çok buz lafı ediyorum , bu da bir telkin yöntemi olsa gerek.

Yazamadığım günlerdeki boşlukları dolduralım bakalım nasıl bir resim çıkacak...

Sabahları deniz dışında yetişecek bir yerim yok, canım istemezse eğer kimseyle konuşmuyorum, canım ne kadar isterse o kadar uyukluyorum, güneşin kafama geçmesine ramak kala denizden çıkıyorum. Beylik beyliktir felsefesinden yola çıkarak, ne kadar tembel olursak o kadar iyi diyorum. Çünkü bedenim dinlendiğinde, kendi sesimi dinlemeye başlayabilirim, zihnim bu lükse belki ancak o zaman ulaşır diye umuyorum. Uzun zamandır çektiğim gürültüden sonra her şey sussun , sadece ağaç altında oturayım istiyorum. Hala içimde ben olmayan bir şeyler var, bu kadar kısa zamanda bünyemden atamadığım hisler, kıskançlıklar, gereksiz endişeler .. Ve sabah kalktığımda yine senin orda olduğunu hissetmiş ve telaşla saklanacak yer arayan böcekler gibi kaçışıyorlar. Ama ordalar ,birden bire yok olacak gibi değiller, dip köşe bir temizlik yapmadan kökleri kurumayacak onların. Buradan dönüp de nefes almam zorlaştığında yine rahat rahat cirit atacaklar kafamda, ben yine sürükleneceğim, buna acil bir çözüm bulmam lazım ve şu sıralar sadece bunu düşünmeliyim belki de , karar almak dünyanın en zor işi, karar almaktan o kadar çok korkuyorum ki bazen o anda birden yok olmak istiyorum. Biri benim kadar korkak olmayan biri benim yerime bir karar alsın istiyorum , alelade bir insan olup gideceğim.. Karar verip kendi yoluma gitmeliyim artık, yalnızlıktan kaçarken onun göbeğine düşmektense artık korkmayıp o nerdeyse ona doğru koşmalıyım. Ne zaman ben yalnızlıkla barışacağım o zaman artık yalnız kalmayacağım, onu anladım. Korkunun ecele faydası yok , kaçmayacağım..

Ne güzel beklentiler yapıyorsunuz kendinize aynı benim gibi değil mi?. Hep diyorsunuz ki içinizden , akşam olsa da eve gitsem , sabah olsa da şu sıcakta uyumaya çalışmaktan kurtulsam , tatil iznim olsa da biraz kafa dinlesem, aşık olsam da yalnızlıktan kurtulsam, yalnız kalsam da bir başımı dinlesem, gitsem şuralardan da kurtulsam, dönsem evime de rahatlasam, öyle yapsam da böyle olsa, böyle olsa da şunu yapsam... Şart koşup duruyoruz kendimize hayatı , hayat şartsız şurtsuz öyle sade yenmiyor mu ? o kadar mı kötü tadı şart kipini koymadan . Şart olmuş artık şartsız yaşayamıyorsun. NEDEN? Neden illa bir şeyler olması gerek senin mutlu ve arızasız bir ömür geçirmen için? Seçmediğin hayatları yaşamaktan mutsuz her okuyucu, sen de hep benim gibisin değil mi ? Hevesli mana avcısı, sana bir şey diyim mi ? Senden adam olmaz. Ama hemen dudak bükme belki senden daha esaslı bir şeyler olur, madem sancıdasın demek ki hala arayıştasın. Belki bir gün bulursun, ama önce bırakmalısın sırtındaki küfeni, önce susmalısın, önce susup biraz öylece durmalısın. İki hafta susup sadece kendinle konuşmalısın, bak nasıl açacak laf lafı.. Nasıl açılacak sandıklar, başlayacaksın lüzumsuzları atmaya, her gün biraz daha yer açılacak kafanda, ondan sonra çocukken kim olmak istediysen onu olacaksın.

Ama o doktor olmak istiyorum gibi papağan laflarını demiyorum yanlış anlama, daha hiç kimseye hesap vermek zorunda olmadığın, daha kimseye yaranmayı bilmediğin, o ilk çocukluk yıllarında ne olmak istiyorsan, o olacaksın. Korsan olmak isteyen , ya da ormanda bir kulübede yaşamak isteyen, ya da hayvanlarla konuşmak isteyen o çocuk...

Hadi diyelim çocukken istediğin o korsan olamadın içinde , onun kaybetmişsin bulamadın..O zaman da o çocuk olacaksın yine ,korsan hikayelerine inanan o çocuk .. E az şey mi be kardeşim? Otur bir köşeye başla ayıklamaya. Kaç zamandır o kadar safsatanın altında kalan çocukcağız belki biraz sıkılmıştır ama olsun, hala ordaysa artık çamura bile girdiğinde kahkahalar atmaya başlayabilirsin..

7 yorum:

Adsız dedi ki...

nası gidiyor tatil? :) rahatsın galiba..
bak sen yokken girdim sitene, büyük ilerleme.. :)

serdar dedi ki...

other yerine anonim yazmışım, yukardaki benim yazım.. :)

Mutfakta Zen dedi ki...

hani bazi evlerin girisinde bir paslas vardir. bir tarafinda gülen bir yüz, 'welcome' yazar, çikarken baktiginizda ise üzgün bir yüz vardir, 'good bye' der.
hosgeldin margot! özledik seni..
tijen

zeynep dedi ki...

Margot da gelmis, hosgelmis, burada pek degisen birsey yok, haberler sizde..
Hem korsanlar var gercekten, ben hala inanirim.
Sevgiler,
Zeynep

bonafide dedi ki...

seçtiği hayatı yaşayan biri var mıdır acaba? gerçi o da zor! ancak kendini suçlayabilirsin o noktada seçtiğin hayattan ötürü, bazen suçu başkalarına atmak daha kolay geliyo bana.

Mutfakta Zen dedi ki...

sevgili pinar seçtigi hayati yasayan var midir diye sormus, ben varim diyecegim. uzun uzun anlatma yeri bu degil ama seçtigim hayati yasayabilmek için 5 yil kadar (öncesini saymazsak!) aile ve çevrene dayanip parasizligi da göze alirsan güzel seyler oluyor sonuçta. simdi gayet mutluyum, darisi herkesin basina diyorum!
tijen
(paslas=paspas, yanlis yazmisim da!
ama Margotto daha dönmemis bize, öyle mi?)

Margot dedi ki...

Hoşbulduk!!

Son satırları yazdıktan sonra bir de Fethiye kaçamağı yaptığımdan bir süre blog yazmaktan ve haberlerinizi almaktan mahrum kaldım. Şu anda dükkanı tekrar açmış bulunuyorum, hepinize tekrar merhaba,ben de sizleri özledim. Etrafı biraz toparladıktan sonra tekrar görüşmek üzere...