Çarşamba, Ağustos 24, 2005

Kadifeden Kesesi

Şu anda kendimi iyice çalkalanmış hissediyorum, sakinleşmek için kendime pozitif duygu efektleri şırınga edeceğim. Bu tehlikeli deneyi huzurlarınızda gerçekleştirerek bir ilke daha patates baskı yapmak istiyorum. Margot'da acaiplikler tükenmez !

- Güneşli bir ağustos günündeyiz, sağlığım gayet iyi hatta o kadar iyiyim ki o kadar olur.
- İş yerinde şu an çözülemeyecek bir problem görünmüyor, en azından şu an içinde sakince oturabilirim.
-Dün dostlar meclisinde, asmalar altında şarap içerken gülümsüyordun, ne var şimdi çalkalanacak a benim akılsız bünyem?
- Daha yaz bitmedi , istersem adalara giderim, modalara giderim. Aslına bakarsanız istediğim yere giderim, hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım, şaşmamla gülmem bir olur.
-Yaz bitse de istediğim yere giderim, önümüz sonbaharsa ne olmuş yani, vişne çürüğü bir atkı örerim, dolarım boynuma Oğuz Amca'yı ziyarete Cihangir'e giderim.
-Okunmamış bir sürü kitap var hala ve benim söylenmemiş torbalarca lafım var. Kadifeden keselerde saklıyorum lafları, ama söyleyene kadar unutuyorum orda olduklarını.
-Sokaklara çıkarım , güzel bir sokak bulurum kendime. Bir külah çekirdek alırım, bacak bacak üstüne atarım, top oynayan çocukları seyrederim, kaç gün kaldı şunun şurasında okulların açılmasına ?
-Yeşilköy'e giderim, sahilde otururum. Çay içerim bir yandan da Gönülçelen'i okurum, bir plastik sandalye daha çekerim , bacaklarımı da uzatırım.
-Bütün müzeleri gezerim , kırmızı potinler alırım kendime, üzerinde istavrit yazan bir tshirt giyerim. Yoruldukça otururum, dinlendikçe gezerim.
-Sirkeci'ye giderim , ordan Tahtakale'ye ve Mısır Çarşısı'na oralardan bir sürü ıvır zıvır alırım, 'Madam' diyince esnaf yine gülerim, 'Efendim kardeş?' derim. Onlar da gülerler. Pandeli'de hünkar beğendi yerim. Ordan istasyona giderim, gazete okurum ve trene bir satıcının binip dikiş seti, tükenmez kalem ya da uzun ömürlü pil ve hediyesi plastik fener satmaya başlamasını beklerim.
-Oturur uzaklardaki bir dosta mektup yazarım. Lisedeyken yaptığımız ve sadece ikimizin anlayacağı o şakalardan yaparım, yazarken kendi kendime gülerim. 'Deli sandılar burda beni' derim,o anlar ne dediğimi.
-Dağcılık yapmaya karar veririm. Ya da Küba'ya gitmeye, ya da Güney Amerika'ya. Gidip Robinson Crusoe'dan bir kitap alırım, hayatım değişir.
-Bahçede sardunya olmadığını fark ettiğim her noktaya sardunya dikerim ve akşamüstü olunca onları sularım.
-Vapura binerim, Çengelköy'de oturan Dilek'e giderim , balkonda otururuz. Uzun zaman geçmiş olur aradan , akşam yatıya kal der. Olur derim, kısır yaparsan kalırım.
-Birinin saçına sakız yapıştırır kaçarım.
-Özlediğim insanlar sarıldığımda yine bıraktığım kadar güzel kokar.
-Bir köprüden geçerken karşıdan gelene gözlerimi dikerim ve tam gülümseyecekken o bana gülümser, yürürken birden arkamı döner bakarım, o da aynı anda döner. Gülümsemeler çifte kavrulur yaz sıcağında. Hala oluyormuş derim kendi kendime.
-Zeytinyağlı bir enginar pişiririm, üzerine bir yaprak derotu koyarım, bir fırın sütlaç yaparım, üzerine tarçından gülen bir yüz kondururum.
-Şıpıdık terlikler giyerim ve Chukie ile Petrekcan'ı açıkhava sinemasına götürürüm. Siyah beyaz bir türk filmi seyrederiz. Ayhan Işık klark çeker ve biz hiç üşümeyiz çünkü ben açıkhava sinemasına giderken evdeki fırfırlı minderleri almaya hiç üşenmem.

Artık kendimi daha iyi hissediyorum, küçük bir kağıda güzel bir şeyler yazmış, ondan bir gemi yapıp yüzdürmüş gibi...

17 yorum:

bonafide dedi ki...

waoww bu pozitif duygu şırıngası bana bile iyi geldi :) dikkat et yansıyarak çoğalan bi etkiye sahip olabilir, hamilelere ve emziren kadınlara okumadan önce yan etkilerini anlatmakta fayda var.

Koyubeyaz dedi ki...

Okudum bile basa yazmaniz lazimdi hamilelere uyari!! Pandellide hunkar begendi yemeyeli cok olmustu. Babam goturmustu ilk beni oraya cocukken. Ne cok hosuma gitmisti.

dçpetek(doğumgünü çocuğu) dedi ki...

Margosan hemen açık havada sinema seyretmeye gidiyoz...
Onu bunu bilmem hemde en eski-en siyah-beyaz olanına...
O kadddarrrrr...

Margot dedi ki...

Sevgili Pınar,
Yan etkisi olacağını sanmıyorum, zaten Koyubeyaz da halinden memnun görünüyor :-)
Sevgili Koyubeyaz,
Pandeli'ye ben de uzun zamandır gitmiyorum, yazarken aklıma geldi.
Ve Petrek,
Emrin olur ! :-)

YesilErik dedi ki...

Siringa deneyinin basari ile gerceklesmesine cok sevindim. Gurbetteki bir sahis olarak ozellikle mekanlarla ilgili anlattiklarini okurken cok fena oldum. En azindan istedigin zaman elinin altinda olduklarini bilmek belki daha da iyi hissettirir mi sana kendini?

uykusuzadam dedi ki...

güzelmiş :)

yuvakuran dedi ki...

Istanbul Modern'e gitmeyi unutmussun Persembe sabahtan ucretsiz, cikinca Fransiz(Cezayir) sokaginda cay icebilirsin veya kiyida yuruyebilirsin.

Hande K. dedi ki...

İstanbul Modern'i boşver... İyi adamların en iyileri olmayan eserlerini doldurdukları bir yere müze denmez ki... Kabiliyet ve maddiyat (!) ölçüsünde koleksiyon denir... (bedavaya mı gelmiş ne bir dünya Füreya Koral'ı görmeye bayılırsan koş tabiii, BEN GEZDİM ZAMANIMA ACIDIM...)

Neyse bence yazı çoook güzeldi. Bunu kapatıp bi daha okuyacağım. TOPİNK oldu sabah ile sabah ile...

Margot dedi ki...

Sevgili Yeşilerik,
Haklısın , sanırım ben İstanbul ile çok fazla pozitif duyguyu eşleştirmişim. İstanbul'u çıkarınca bende bir eksiklik oluyor. Takıntılı bir ilişkimiz var bu şehirle.

Sevgili Uykusuz,
Bu güzelmiş gerçek anlamında kullanıldı inşallah ? :-)

Sevgili Yuvakuran,
(Sanırım Haluk Bey?)
Müzeler derken İstanbul Modern'i de katmışımdır muhakkak. Fransız sokağıyla henüz bakışıyoruz, aramızda ilerde ne olur bilemem :-)

Ve Sevgili Hande,
İstanbul Modern bence bir boşluğu doldurdu, içeriği hakkında konuşacak kadar yetkili görmüyorum kendimi. Ben keyif aldım gezmekten, herkes bir tane yapsın onları da gezerim hiç üşenmem. Bana müze olsun :-) Okurken keyif aldığına sevindim, yazarken keyif aldığım şeylerin okuması da keyifli olunca benden mutlusu olmuyor, bu da benim topinkim :-)

uykusuzadam dedi ki...

bir gün rüyamda kelebek olduğumu gördüm. o gün bugündür, rüyasında kelebek olduğunu göre uykusuzadam mıyım, yoksa uykusuzadam oldugunu goren kelebek miyim bilmiyorum..
gercek ve sahte, ayni paranin iki ayri yuzu gibi..
hahahahahahahah..
yaw herhalde ki gercek anlaminda kullandim, bugun geyik bi gunumdeyim, evet gercek demek yerine boooole seyler yazasim geldi :)))

Hande K. dedi ki...

NAPAYIM? PICKY'nin TEKY'yim işte... Sanat konusunda çok ahkam kesebilecek malesef durumdayım, pek çok tabloyu bizzat sahibesi olarak -sevgili eşim koleksiyoner ve bizdekilerin arasına da onlar gibi bol dolgu koyunca iki müze bile çıkar- Istanbul Modern'i açanların çok daha iyisini yapabilecek durumdayken yapmamış olduklarını da söylemek zorundayım...

Müze mi? Peki, müze olsun...

Yaz yaz... Tam TOPİNK malzemesi...
Bi de biz niye şifre yazıyoz aşağıda???

Margot dedi ki...

Uykusuz Kebelek,
Dalga Geçme Margot'la taş olursun :-)) Ya da geç yaa, seni mi kırıcam? Bak olabilicek en sempatik anlamıyla söylüyorum, yeminlen ;-)

Sevgili Hande,
Dedim ya ben de o potansiyel yok diye , artık müze mi dersin bilmem ama ben oralarda kırmızı potinlerle gezmeyi seviyorum. Manzarası da güzel, e renkli resimler de koymuşlar :-) Picasso'ları getiricekmiş Sabancı, onlara giderken de yeşil potinlerimi giyicem.
Şifrelere gelince , bu gavur siteleri yok mu, boyuna saçma mailler gönderiyolar, otomatik sistemlerden gelen bu yorumlar şifre okuyamadığından engellenmiş oluyor. Size de zahmet oluyor biliyorum ama, kusuruma bakmazsınız artık? E malum evi temiz tutmak lazım, gelen giden oluyo :-)

Hande K. dedi ki...

yok zahmeti yok...muzipliğinden sen koydun oraya zannettim ))

Mutfakta Zen dedi ki...

sevgili margot,
diye başlar ya mektuplar.
sonra hal hatır sorar.
kendini anlatır.
ben sadece başlığı yazdım.
gerisi dolmasa da olur.
niyetler bellidir zaten.
ne demekse?
tijen

uykusuzadam dedi ki...

Eee hadi margot ? bu pozitif duygu şırıngasının etkisi uzun sürdü, overdose'a mı kurban gittin yoksa :)
yeni blog'lar bekliyoruz..

Margot dedi ki...

Sevgili Pek Çok Sevgili Tijen,

Ben iyiyim, sen nasılsın? Uzaklardan da olsa hep takip ediyorum, hep gözleri kısık kedi huzurunda kalasın :-)

Sevgili Uykusuz,
Overdose'a kurban gitmedim, ama birden kısa devre yaşandı hayatımda. Buralardayım, işte her ne kadar tanışmasak da takip eder olmuşuz birbirimizi ki bu bahaneyle ona da sevindim. Sağolasın ! :-)

Hande K. dedi ki...

Kısa Devre (aşktır inşallah!)....