Çarşamba, Temmuz 06, 2005

Kanişsem günahım ne ?

Köpekleri severim. Kendimi bildim bileli (bknz. bacak kadarki halim) köpeğim olsun isterim. Bir günde yaradana sığınıp bir tane alacağım , o ayrı.
Ama şu fino,fifi,zizi diye adlandırılan, minik ve sıska ötesi, ebatlarına göre agresiflik sınırlarını zorlayan, büyük bir köpek beni parçalasa da şu dünyadaki sefil halim sona ersin diye uğraşan süs(!) köpeklerine ciddi bir alerjim var. Hani böyle kafalarına tokalar takılır, tasmaları taşlıdır, bazıları ileri gidip hayvanceğizlerin tırnaklarını boyar. Belkide bundan böyle manyak oluyor bu hayvanlar..? (bak böyle düşününce de acıdım) Hatta bu zavallılara üşümesinler diye elbiseler giydirilir, ekoseli kazakları falan olur bu garibanların( ciddi acıdım şimdi). Düşünsenize hayvan tabii intihara kalkışır böyle bir durumda. Sen ayaklar ojeli, kafada toka sokağa çıkmışsın karşıdan bir Sibirya Kurdu geliyor...! Hayvan nasıl vakur nasıl karizmatik, sen direkt bağırmaya başlıyorsun, öldür benii!! öldür beni!! Yaşamak istemiyorum..!
Neyse hayvanlarda değil kabahat sonuçta onları öyle abidik gubidik hallere sokup gezdirenlerde..Yani köpeği aksesuvarlaştıran zihniyette.
Uzun zamandır gazetelerde Emre Ertürk diye bir ressam (!) ile yapılmış röportajlarla karşılaşıyorum. Bu sonuncusu artık beni iyice sıktı. Emre Bey yaşarken değeri bilinsin istiyormuş ondan kokoşlara köpek çantaları ,tasmaları yapmaya başlamış. Acaip satıyormuş, paraya para demiyormuş. (bknz Kelebek eki)
Bu köpek çantalarına sosyete o kadar bayılmış ki şimdi bildiğimiz çanta da yapmaya başlamış. Yapsın tabii. İnsanın el çantasıyla köpeğini taşıdığı çanta birbirine uymalı sonuçta... Hatta bence saç modelleriyle köpeğin saç modeli , senin kolyenle köpeğin tasması da uymalı. Emre arkadaşımız maşallah cin gibi. Öldükten sonra değil, yaşanırken değeri bilinecek ressamlardan (!) Kolleksiyonun adı Timeless, Ertürk bunu bir yıl sonra da kullanılabilen ürün olarak açıklamış... Benim içime anlattıkça fenalık geliyor... Tak köpeğini koluna herkes kendi yoluna amaaaaan..

7 yorum:

Deniz dedi ki...

Efendim, kucuk kopekler hakkinda ne deseniz haklisiniz. Su gunlerde sirin yurdumuz Hollanda'da harika - ve cok hain- bir reklam kampanyasi var, katolog ile satis yapan bir firmanin reklami bu. Sanirim bizimle ayni hisleri paylasiyorlar.Linkleri sudur:

http://www.wijkrijgenwehkampklein.nl/
http://dutchcowboys.nl/email/3664

Benim her gun kullandigim otobus duraginda harika bir acikhava reklami var keske bulsam da gondersem. Son olarak demek isterim ki reklamdan sonra hemmen basvurdum bir katolog edinmek icin, o kadar etkili:)

Küçük Kurbağa geri döndü.. dedi ki...

Küçük Köpek: en tehlikeli, en sorunlu, en kompleksli köpek türüdür..
Onlar da farkında; köpekler, en asil, en karizmatik kişiler ama tokalar, kıyafetler, saç tıraşları yüzünden aselet sadece namda kalmış felaket takıyolar kafalarına garibanlarım..
Valla çok ciddiyim, inanmıyorsanız bi alman kurdunun başına elinizi uzatın, sadece küçümseyen bakışlarla gözlerinizin içine bakar ama bu kaniş ve türevleri iki saniyede iki parmağınızı götürür..
Haklı onlar da..
Bu arada canım, ben kafayı sibirya kurduna taktım, yavru bir sibirya kurdu almayı düşünüyorum ama bir sene sonraki minimum altı aylık askerlik maceram beni beni düşündürüyor. Ben şimdi bir sibirya kurdu alsam sen ben askerdeyken bakar mısın?? (ya da margotta tebaasından birisi??)

Petek dedi ki...

Sibirya kurtları çok tatlı oluyorlar ama yazın acıyorum yavrucaklara...
Ama bu cinsler için biras aptal oluyor diyolar...
Benimde terrier cinsi bi köpeğim vardı ama bu yılın başında sizlere ömür...
Evet küçük bi köpekti ama 12 yıl o kadar bağlanmışız ki ona...Hala içimde bi boşluk var...Çok üzücü bişey bu...
küçük kurbağa geri döndü.. köpek almak ve bakmak öle uzaktan çok kolay gibi gözüküyor ama çok meşakkatli bi iş...sonradan sıkılıp üzülmeyesin...
Onlar uzaktan bakılınca oyuncak gibi duruyolar ama en az bi bebek kadar bakıma ihtiyaçları oluyor...Benden sölemesi...

Margot dedi ki...

Sevgili Deniz,

Linklere baktım ,hatta anlamadığım için Almanca bilen birine baktırdım. Ama maalesef Hollandaca(?) olduğundan o da anlamadı! Ama dergi altında kalan köpek patilerinden bir fikir edindim :-)Belki sen olay nedir biraz açabilirsin bize ?

Sevgili Küçük Kurbağa,

Öncelikle hoşgeldin diyeyim. Sibirya Kurdu alacaksan ve bana bırakacaksan geri döndüğünde hayvancağızı benim elimden almakta zorlanabilirsin. Yani ben veririm geri noolucak da senin kalbin hıçkırıklarıma dayanır mı onu bilemem :-)

Last but not least,
Petrekcan haklı, ben de ondan senelerdir köpeğim olsun derim ama bir türlü cesaret edemem.

Deniz dedi ki...

Efendim, oyle demeyin ama, buradakilere gore Hollandaca apayri ve ozgun bir dil. Biz de guluyoruz ama ne yapalim, dalga gecmek ayip olur.

Simdi Wehkamp katalog ile alisveris yapilan bir sirket. Hani eskiden terzilerde bu katologlarin alman versiyonlari olurdu, icinde her tur kadin erkek cocuk giysisi, ev esyasi vs vardir, postayla ismarlarsiniz...Bu kataloglar urun yelpazesinin genisligi yuzunden gavur olusu kivaminda oldugundan evde posta deliginden iceri atildiginda altinda kopekler eziliyor, hayvancagizlar telef oluyor katologun agirligindan.

Hayvan dostlari cok bozulmuslar reklama ama cok eglenceliydi. Bir suru kopek cesitli Wehkamp calisanlarindan intikam aliyor,kafalari sargili bir sekilde...

Margot dedi ki...

Hah ! Şimdi herşey aydınlandı..!Sağolasın Deniz!
Walla güzel espri, hayvan dostları da herşeye bozulmasınlar canım , biz de hayvan dostuyuz ,hatta yeri geldiğinde insanlardan daha vefalı buluruz bu dostlarımızı ama diğer yandan insan sevdiğini yerden yere vururmuş hesabı ;-)

Küçük Kurbağa geri döndü.. dedi ki...

Sevgili Petek ve Margo;

İyi niyetli uyarılarınız için teşekkür ediyorum ama ayıptır söylemesi yaşım otuza geldi; artık az buçuk babalık sorumluluğum oluşmuştur ya:)